İletişim
Bilgilerimiz Hebalist saadet
Alternatif Tıp Merkezi
Camiişerif mah.istiklal cad. karataş iş merkezi
kat:1 daire:8
MERSİN/MERKEZ
e-posta & msn:
bilgi@herbalistsaadet.com
Telefon : 0 324 237 45 03 Fax: 0324 238 44 16
Cep: 0537 468 16 27- 0506 228 59 77
herbalist saadete ulaşmak artık çok kolay
bitkisel destekleyici ürünler hakkında bilgi
almak için
Tıklayın
LENFOMALAR
(Mikozis Fungoides ve Sezary SendromuMikozis
Fungoides ve Sezary Sendromu)
Lenf Kanserleri ve Tedavisi
Lenfomalar ,lenfoid doku kökenli
hücrelerin yani lenfositler makrofajlar,bunların
öncülleri ve bunlardan
türemiş olan hücrelerin malign neoplazmalarıdır.Yani
bu kanserler vücudumuzdaki bağışıklık sisteminin
anormal çoğalması sonucu gelişir.
İki
geniş lenfoma türü vardır:
Hodgkin lenfoma(Hoçkin lenfoma)
Non-Hodgkin Lenfoma
Her ikiside lenfoid dokudan köken almasına rağmen
hodgkin hastalığı lezyonlarında REED_STERNBERG dev
hücreleri vardır.
Bu girişten sonra bu haftaki konumuz olan NON-Hodgkin
hastalığının deri tutulumu ile karakterize iki türü
olan
Mikozis fungoides ve Sezary sendromu hakkında.Her
iki hastalıkta T lenfositkökenlidir. (en sık CD4
fenotipinden)
Mukozis fungoides inflamatuar premikotik dönemle
kendini gösterir.Sonra plak dönemi ve tümör dönemi
şeklinde
ileleme olur.Histolojik olarak,neoplastik T
hücrelerinin epidermiste ve üst dermiste ifiltrasyon
oluşturduğu görülür.
Bu hücreler nükleer membranın belirgin kıvrımlar
oluşturması ile karekterize serebriform nükleuslara
sahiptir.
Hastalık ilerledikçe lenf nodlarına ve organlara
yayılım görülür.Mukozis fungoidesin tanısı lenf ve
doku biopsisi ile konulur.
Sezary Sendromu ,deri tutulumunun jeneralize(yaygın)eritrodermi
ile kendini gösterdiği ve serebriform nükleuslara
sahip Sezary hücrelerinin lösemik yayılımının
görüldüğü bir durumdur.Sezary hastalığının tanısı;periferse
Sezary
hücrelerinin görülmesi ile konur.
Plak yada tümör dönemindeki mikozis fungoides
vakalarının %25'inde dolaşımda Sezary hücreleri
mevcuttur.
Tedavilerİ alkilleyici bir kemoterapötik ilaç
Nitrojen Mustard ve Psoralen ve ultraviyole A'(PUVA)
nın birlikte
kullanılması ile yapılır.Bu tümörlerlü hastalaarın
ortalama yaşam süresi 8-9 yıldır.
HODGKİN'S DIŞI LENFOMALAR Non-Hodgkin Lenfoma
Lenf sistemi bedenin bağışıklık sisteminin bir
parçasıdır. Vücudun hastalıklar ve enfeksiyonlarla
savaşmasına yardımcı olur. Lenfatik sistem ince lenf
damarlarının oluşturduğu ve kan damarları gibi
dokulara ulaşan ve bütün vücudu saran bir ağ
oluşturmaktadır. Lenf damarları renksiz bir sıvı
olan
lenf sıvısı taşır. Lenf sıvısı enfeksiyonlarla
savaşan ve lenfosit adı verilen hücreler içerir. Bu
damarlar
ağı içinde lenf bezleri adı verilen küçük organlar
mevcuttur.
Lenf bezleri kümeler halinde, başlıca kol altında,
kasıkta, boyunda, göğüste ve karında bulunurlar.
Dalak, timus, bademcikler ve kemik iliği de lenf
sisteminin birer parçasıdır. Lenf dokusu ayrıca
mide,
barsaklar ve deri gibi bedenin diğer bölümlerinde de
bulunur.
Kanser vücüdun temel yaşam birimi olan hücrede
başlayan bir grup hastalığın ortak adıdır. NHL'yı
anlamak için,
normal hücreler hakkında bilgi sahibi olmak ve
kanser durumunda neler değiştiğini bilmek yararlı
olacaktır:
Beden pek çok değişik tipte hücreden oluşmuştur.
Normalde, hücreler ancak gerek olduğu zaman büyür ve
başka
hücreler oluşturmak üzere bölünürler. Bu düzenli
süreç vücudun sağlıklı kalmasını sağlar. Bazen yeni
hücrelere gerek duyulmazken de hücreler
bölünmelerini sürdürür. Bu durum o bölgede doku
miktarının
uygun olmayan biçimde
artmasına, dokularda büyümeye, kalınlaşmaya ya da
bir kitlenin ortaya çıkmasına yol açar. Bu kitleye
tümör denir.
Tümörler iyi huylu (kanserli olmayan) ya da kötü
huylu (malin, kanserli) olur.
NHL'da, lenf sistemi içindeki hücreler anormal
özellikler kazanır: Çok hızlı bölünür, düzensiz ve
denetimsiz olarak
büyürler. Yukarda anlatıldığı gibi lenf dokuları
bedenin pekçok bölgesinde bulunmaktadır. NHL bu
bölgelerden
herhangi birinde ortaya çıkabilir: bu tek bir lenf
bezi olabileceği gibi, bir lenf grubu da olabilir;
bazen de lenf
sisteminin kemik iliği veya dalak gibi bir başka
bölümünde ortaya çıkabilir. Bu tip kanser bir
lenften, bir lenf
kümesinden bir sonrakine doğru düzenli bir yayılım
gösterme eğilimindedir. Örneğin boyun lenf
nodlarında
o rtaya çıkan NHL, önce köprücük kemiği üzerindeki,
sonra göğüste kolların altındaki lenf bezlerine
doğru yayılabilir.
Bazı durumlarda hastalık tüm bedeni kaplayabilir.
Yukarda açıklandığı gibi NHL, tıpkı Hodgkin's
hastalığı gibi lenf
dokularının bir hastalığıdır ve diğer organlara
yayılım gösterebilmektedir. Ancak NHL'nın nasıl bir
seyir göstereceği,
Hodgkin's hastalığına göre daha az
öngörülebilmektedir.
NHL, Hodgkin's hastalığına göre daha fazla oranda
lenf dışı metastaz yapma eğilimi sergilemektedir.
Hastalığın seyri (prognozu) histolojik tipine,
evresine ve uygulanan tedaviye göre farklılıklar
göstermektedir.
RİSK FAKTÖRLERİ
NELERDİR?
NHL'nın sıklığında son on-yıllarda büyük bir artış
gözlenmiştir. Bu hastalık ABD'de en seyrek kanserler
arasında
iken bu artış nedeniyle en sık karşılaşılan 5.
kanser olmuştur. Halen bu artışa nelerin yol
açtığına ilişkin
yeterli bilgi bulunmamaktadır. Hastalığın nedenleri
de tam olarak bilinmemekte, bir kişi bu hastalığa
yakalanırken bir diğerinin neden yakalanmadığı tam
olarak açıklanamamaktadır. Toplum düzeyinde
yürütülen kanser araştırmalarında, NHL'ya yakalanan
insanlarda yakalanmayanlara göre daha fazla
olduğu gözlenen bazı risk faktörleri aşağıda
sıralanmaktadır. Ancak
burada da tam bir açıklık bulunmamaktadır: Bu risk
faktörlerine sahip pekçok insan NHL'ya
yakalanmazken,
bu risk faktörlerinden hiçbirisini taşımayan pek çok
insanda da bu hastalık karşımıza çıkmaktadır.
Yaş/Cinsiyet: NHL yaş ilerledikçe daha fazla
sıklıkta görülmektedir. Erkeklerde kadınlara oranla
daha
fazla orandadır.
Zayıflamış Bağışıklık
Sistemi: NHL, doğumsal bağışıklık
sistemi sorunu bulunan kişilerde, otoimmün
hastalıklarda, HIV/AIDS varlığında ve organ
transplantasyonu nedeniyle bağığıklık sistemini
baskılayıcı ilaç
kullananlarda
daha fazla görülmektedir.
Çevre:
Pestisitler, solventler gibi belirli kimyasal
maddelerle çalışan ya da bunlara yoğun biçimde
maruz kalan
kişilerde NHL'ya yakalanma olasılığı yükselmektedir.
NHL konusunda, kendi durumuyla ilgili daha ayrıntılı
bilgi almak ve varsa endişelerini gidermek isteyen
kişilerin,
doktorlarıyla bu duygu ve düşüncelerini paylaşmaları
son derece yararlı olacaktır
BELİRTİLERİ
NELERDİR?
NHLnın belirtileri sıklıkla aşağıdaki biçimlerde
ortaya çıkmaktadır:
Nedeni açıklanamayan ateş ,gece terlemesi,süreklilik
gösteren yorgunluk hali,nedeni açıklanamayan
kilo kaybı,deride kaşıntı,ciltte kırmızı lekeler,bu
ve benzeri belirtilerin mutlaka NHL'nın var olduğu
anlamına
gelmediği, başka nedenlerle de benzer belirti ve
bulguların ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.
Bu belirtilerin varlığında kişi doktoruna
başvurmalıdır.
Böylelikle hastalık ne olursa olsun erken dönemde
tanı ve tedavisi mümkün olabilecektir.
Önemli bir nokta da şudur: Kanser ile ağrı
başlangıçta birlikte ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle
örneğin boyun,
koltuk altı ve kasıklardaki şişlikler için mutlaka
ağrının ortaya çıkması beklenmemelidir. NHL'nın
erken
aşamalarında ağrı bulunmayabilir.
HODGKİN DIŞI
LENFOMA TİPLERİ
Doktorlar yıllar içinde farklı NHL tiplerini
tanımlamak için çaba harcamıştır: İki önemli kriter
bu tanımlamada etkili
olmaktadır: İlki, kanser hücrelerinin mikroskop
altında görünüşü. İkincisi de kanserin büyüme ve
yayılma hızı.
Orta ve yüksek dereceli lenfomalar olarak da bilinen
"agresif lenfomalar" hızlı bir yaygınlaşma ve
ilerleme eğilimi
gösterir. Düşük dereceli lenfomalar ise yavaş
seyirlidir ve daha az belirtiye yol açar.
HODGKİN HASTALIĞI
Hodgkin hastalığı günümüzde,tanının ilerlemesi,
evreleme ve tedavideki gelişmeler sonucu hastaların
çoğunda iyileşterilebilen bir hastalık haline
gelmiştir.40 yıl önce tedavi edilemeyen sürvi bir
yılın altında iken ,tıbbın ileremesiyle tüm kür
oranı %20 den %74 ‘e yükselmiştir.
PATOLOJİ: HH.Muhtemelen
T-lenfosit orjinli bir hastalıktır.Tanı Reed-Stenberg
hücresi görülerek gerçekleşir.(İki veya daha fazla
çekirdekli ve herbiri belirgin hükleos’ludur.Hücreler
büyüktür.)Günümüzde kullanılan tasnife göre;lymphosit
predominal nodüller sklerozan,mikst süllüler ve
lenfosit depletion şeklinde klasifiye
edilirler.Hastaların %70-80 ‘ini nodüller sklerozan
ve mikst sellüler tip şekil eder.
KLİNİK GİDİŞ:
En sık 15-34 yaşları arası ve 50 yaş üzerinde olmak
üzere iki yaş grubunda yükseklik gösterir.Non-Hodgkin
lenfomalarının aksine olarak H.H. genellikle
lokalizedir.ve aksiyal odları tutar.Hastalaın %50
‘sinde mediasten tutulur.Periferik nod yayılımı ,Waldeyer
halkası ve mezenterik nod tutulması nadirdir.B
semptomu olmayanlarda karaciğer ve kemik iliğide
yayılımı da nadirdir. Eğer karaciğer tutulmuşsa
dalakta da daima hastalık bulunur. Evre I %15, II
%40, II %35, IV %10 civarında olmak üzere hastalar
dağılım gösterir. Evre I hastalıkta B semptomu
%10’un altında iken Evre IV te %80 oranda bulunur.
Erken evredekilerin çoğu lenfosit predominans ve
nodüller sklerozan geç evredekinlerin çoğu ise
genellikle lenfosit deplesyon tipindedir.
Evreleme:
Ann Arbor klasifikasyonuna göre IV evreye
ayrılır.Sistemik semptomların bulunmasına göre A ve
B subgrubuna ayrılır.Ekstra nodal hastalık (E),
dalak tutulması (S) ile gösterilir.
Evreleme ve Tanı
Çalışması: 1)Hikaye 2) Fizik
Muayene(Lenf nod ,karaciğer ,dalak dikkatli muayene)
3)Biopsi 4)Radyolojik çalışma (Akciğer granifisi ,İVP.Lenfonjiografi,iskelet
taraması 5)Labrotuvar çalışması (Tam Kan
sedimantasyon,Alkalen fosfatas BUN,SGOT,SGPT) 6)
Karaciğer sinti grafisi bunlara ek olarak özel
çalışmalar 1)Akciğer Tomografisi 2)Toraksin
kapüterize tomografisi 5)Staging Laporatomi: Klinik
evreyi %25-30 olguda büyütür. %10 olguda ise alt
evreye geçirir. Birlikte yapılan splenektomi dalak
yayılımını ,karaciğer ve lenfatik yayılımını ortaya
çıkartabilir. Ayrıca dalak çıktığı için tedavi alanı
küçüleceğinden yan etkiler azalır.Laparatomi;
hastalığın evresini değiştirebilecek ise
yapılmalıdır. Örneğin Evre IV veya III te
gereksizdir. Laparatomide A)Karnın içinin inceleme
ve palyasyonu B)Splenektomi C) Karaciğerin her
lobunda biopsi d)nodlardan biopsi e)Ofaropeks’yi
içerir.Spelnik pedikül ve biopsi alınan şüpheli
nodül bölgelerine Klips konur. Bu radyoterapiste
yardımcı olur.Ooferopeksi yeri de klipsle
işaretlenmelidir.Laparatominin gereksiz olduğu
durumlar; a)Klinik Stage III ve IV b)Stage I üst
servikal nodülü veya mediasten hastalığı (özellikle
geniş mediastinal hastalıkta ) c)10 yaşın altındaki
çocuklarda
TEDAVİ VE SONUÇLARI
Genellikle ilk tedavi radyoterapi
ile yapılmaktadır.Radyoterapi uygulamasında
a)Kopüterize dozimetrik planlama b)Megavoltaj cihaz
(4-6 MeV accelatör) c)Kostumayad alloy blok
avantajlar sağlamaktadır.
Hastalar karşılıklı paralel alanradan tedavi
edilirler.(Ön-arka) günlük doz rad ve total doz
3600-4400 rad civarındadır.Klinik olarak (-)
nodüllere 4000 rad verilir.
Hodgkin hastalığı radyoterapisinde değişik
bölgeleri bir alan içerisine sokmak için özel
alanlar tarif edilmiştir.
a)Mantle Field (Mediasten ,hilar ,servikal, aksiller,
supraklaviküller, infraklaviküller nodüller) b)mini
mantle: (Mediasten veya hiluslara ) verilmeden
mantle tedavisi. c)Extented mantle:Mantle tedaviye
L3-L4 e kadar paraortik ,iliac ve femoral nodlar.
e)Pelvis:Kommen ve external ilyak,inguinal ve
fermoral nodlar. f)paraaortik ve splenik pedikül (L4
seviyesine kadar) g)Waldeyer halkası: Bu yöntemler
arka arkaya hastanın durumu ve kan tablosu imkan
verirse kullanılabilir.h)Total Nodal ışınlama(mantle
ve inverted Y) i subtotal nodal ışınlama (mantle
paraotrik ve splenik pedikül). Bu yöntemle
hastalığın evre ve yayılıma göre saptanır.
ERKEN HASTALIKTA
TEDAVİ (Evre I veII)
Erken Hodgkin Hastalığında mantle veya paraaotrik,
splenik pedikül ışınlaması tercih edilir. Sonuçta
%75-85 5 yıl hastalıksız sürvi sağlanır.Nükste
kemoterapi hastaların çoğunda etkindir.Tüm 5 yıl
sürvi %90’dır. Diafragma altı hastalık daha az
görülür, radyoterapi ile sonuçlanan sonuç iyidir.Supradiyagfrakmatik
lezyonda: Geniş mediatinal kitle (6 cm den büyük)
görüldüğünde sadece radyoterapiden sonra nüks
ihtimali daha yüksektir.Ayrıca bunlara staging
laparatomi yapmaya gerek yoktur.Lenfanjiyografi
dahil yapılmaz hava yoluna bası vardır. Bunlarda
tedavi mantle-field radyoterapi yapılır. Akciğer
yayılımı varsa alana dahil edilir.(150 rad
/günde1500 rad ) iki hafta sonra tümör küçülünce
daha daraltılır. Ve 4000 rad ‘a ulaşır.Eğer küçülme
olmazsa radyoterapi kesilerek 1500 rad dan sonra
kemoterapiye başlanır.Eğer gerekiyorsa laparatomi
tümörü radyoterapi ile kaybolanlarda yapılabilir.
Başlangıçta tümörün büyük olduğu durumlarda
kemoterapiyle başlanır ve tümör küçültükten sonra
radyoterapi uygulanır.Bu da radyoterapi alanının
Pedieatrik Hodgkin H.da kemoterapiyle başlanıp düşük
doz radyoterapi verilmesi uygundur.Çünkü pubedte
öncesi çocuklarda radyasyon etkilidir. Bu
kombinasyonla iyi sonuç alınmıştır ancak
kemoterapiyle bağlı sterlitenin önüne geçilemez.
İLERLEMİŞ HASTALIKTA (EVRE III-IV)
Kemoterapi kombinasyonu ile sonuçlar iyiye
gidilmiştir.(5 yıl sürvi Evre III te %50-90,IV te
%50-60 tır.) Seçilmiş evre IIIA hastalarda
radyoterapi değerini kaybetmemiştir.Ayrıca
radyoterapi kemoterapi ile eklenince remisyon süresi
uzamaktadır.
Stage IIIA: Sadece radyoterapi ile nüks alanı %50
dir.Radyoterapi bu hastalarda a)hastalığın üst
abdomende, dalak tutulması ve splenik hilus, çölyak,veya
portal nodüllerde olduğunda b) Hastalığın paraaortik,
ilyakve mezenterik nod tutulması olduğunda
uygulanır. Bunlarda da hastalığın çok odaklı
olduğunda splenik nodüllerin 5’ten fazla olduğu
hallerde gene kemoterapi tercih edilir.
Stage IIB-IV: En iyi kemoterapi kombinasyonu ile
tedavi edilirler.(MOPP,ABVD vs). Kemoterapiyle
remisyona giren hastalarda ;klinik yayılım
bölgelerine 1500-2000 rad radyoterapi verilmesinin
remisyon süresini uzattığı idda edilmektedir.
YAN ETKİLERİ(RADYASYON
A BAĞLI MORBİDİTE)
En çok yan etki mantle-field tedavide görülür.
Yan etkiyi azaltmak için larenks, Kalp apeksi,spinal
kord ve humerus başı korunur.
AKUT REAKSİYONLAR:
a)Xderi Reaksiyonu:kalıcı değildir.Hafiftir.Kuru
deskuamasyon,eritem ve pigmentasyon görülür.Nadiren
sulu deskuamasyon olur.
b)Xerostomi: Radyoterapi sırasında görülür,kalıcı
değildir.
c)Odinofaraji: Hafiftir ve kelıcı değildir.Mantle
tedavinin 2. ve 3.haftasında görülür,tedaviden sonra
düzelir.Şikayeti azaltmak için anastezik (mesela
Oxain) analjezik verilebilir.
d)Bulantı: Daha erken görülebilir.Antiemetik ve
cannabinoidlerle düzelir.
e)Saç Dökülmesi:Kalıcı değildir.Daha çok ense ve
axillda görülür.
f)Myelosupressyon: Belirli bir kemik iliği tedavi
alanına girince görülür. Genellikle hafif ve
düzenleyicidir.Sadece mantle-field veya diyafragma
altı alanın ışınlanmasında hafif lökopeni terapiyle
ardarda kullanıldığında bu durum şiddetli olabilir.
Bunlarda kan tablosunun sık sık kontrolü gerekir.
KRONİK REAKSİYON
1.Pnömöni: Mantle Field tedavisinde semptomatik
pnömöni hastalarının %2-5 inde görülür.
2.Kardit : Hastaların kalbi radyasyon alanına
girdiğinde %3 ten daha az olmak üzere perikardit
görülebilir.Bu non-konstruktif akut perikardit
radyoterapiden haftalar aylar sonra görülür. Ortaya
çıkışı genellikle ateş,taşikardi,substernal ağrı ve
sürtmesesi ile birlikte perikardial effüzyon
şeklinde olur.3000 rad ‘ın üzerindeki doz tüm kalbe
verilirse %50 oranında perikardit görülür. Kalbin
ışınlanması gerekli ise 1500-2000 rad doza
erişilince kalp apeksi radyasyon alanı dışına
çıkarılmalıdır.Konstrüktif perikardit tedaviden 6 ay
veya yıllar sonra görülür.Akut perikarditten önce
veya sonra çıkabilir. Tedavide kortizon kullanılır.
Radyasyon myokardit veya kroner arter hastalığı
yapması nadirdir.
3.Kısırlık: Saçılan radyasyon nedeniyle pelvis
ışınlamalarında hafif oligospermi veya over
disfanksiyonu görülebilir.Kendiliğinden
düzelebilir.Erkeklerde skrotum korunmasıyla doz 100
rad ın altındadır.ve kalıcı oligasperm nadir
görülür.
Kadında midline Ooferopeksi ve orta bölgenin
korunması (10 HVL Blok) ile over dozu minimal
olur.Geçici menstruasyon bozukluğu sıktır.Sonradüzelir.Fakat
inverted Y tedavisi gören hastalarda %20 sinden
azında devamlımenstrual düzensizlik ve infertilite
gelişebilir.
LHERMİTTE BELİRTİSİ:
Mantle irradyasyonu gören hastaların %15’inde
görülen düzelici bir komplikasyondur. Uyuşukluk ,sızlamave
baş fleksiyonda iken elektiriklenme hissi
şeklindedir.Standart radyasyon dozlarında norölojik
problem çıkarmaz.
HİPOTİROİDİ:Mantle
tedavi gören hastaların %10’undan daha azında klinik
hipotiroidi oluşur.Bu lenfanjiyografi yapılanlarda
daha çoktur.Kimmyasal tiroid fonsiyon bozukluğu
özellikle yüksek TSH sık görülür.Tüm hastalarda
tiroid fonsiyonlardaki bozukluğu değerlendirmek için
T3T4 ve TSH seviyesi esas alınır.
LÖSEMİ:Hodgkin
hastalığında radyoterapi ve kemoterapi kombinasyonu
kullanılmasına takiben lösemi gelişebilir.Başarıyla
tedavi edilen hastaların %7-10 ‘unda ANLL fetal
görülebilir.Bu komlikasyon yıllar sonra ortaya
çıkar.
KEMİK GELİŞİMİNDE DURMA:Çocuklarda
epifizlerin tedavi alanına girmesi sonucu kemiklerde
gelişme geriliği ve deformite oluşabilir.
NON-HODGKİN LENFOMA
GENEL BİLGİ:
Bu grup hastalıklar patoloji, klinik gidiş veya
tedaviye cevapta Hodgkin Hastalığından
farklıdır.Bunlarda da Ann Arbor Evreleme sistemi
kullanılır. Ancak sıklıkla radyoterapi ve
kemoterapiye oldukça iyi cevap vermesine rağmen daha
az kürabldır.
PATOLOJİ:
Bu hastalıkta kullanılan en yaygın patalojik
klasfikasyon sistemi Rappaport sistemidir. Bu sistem
yapısal şekil (nodüller veya diffüz) ve hücre tipi
(iyi difransiye lonfositik) , kötü difransiye
lenfositik ,histiositik veya mikst) esasına dayanır.
Bu sistemin klinik olarak faydalı olmasına rağmen
itirazlar vardır. Çünkü çıkış hücresini doğru tarif
etmez veya bugünkü imminolojik Konseptlere uyum
sağlamaz.
Bu amaca yönelik Working formulation
önerilmiştir.Lenfomalar klinik davranışlarına göre
üç grade ayrılırlar.Her grade’in ise 3-4 subtipi
vardır.
Hastaların yarsı nodüller lenfomadır.Ancak
nodüller lenfomalı hastalırın çoğunluğu hastaların
tabii hikayesinin bir parçası olarak difüz paterne
dönüşür.Nodüller lenfomaların çoğunu teşkil eden
küçük tembel lenfositler gitgide histiositik
lenfomanın geniş transforme lenfositlerine
dönüşebilir.Histiositik lenfomalırın sık sık
lokalize görülüşünün aksina lenfositik lenfomaların
yaygın görülüşüde küçük transforme olmamış
lenfositlerin dolaşıma geçme yatkınlığı artar.
Teşhis ortalama yaşı 50-60’tır.Non-Hodgkin
lenfomaların çoğu B hücreli veya null hücrelerinden
(lenfoblastik lenfoma hariç) kaynak alırlar.Nadiren
lokalizedirler.(%10’un altında ) arasıra mediasten’i
tutarlar (%20’nin altında) ve hodgkin hastalığının
aksine periferik nodal alanları (örneğin epitroklear
ve Waldeyer halkası) ve mezenterik nodları tutmaya
yakındır. Özellikle nodüler lenfomalılarda kemik
iliği ve karaciğer tutulumu sıktır.
Sistemik semptomlar Hodgkin lenfomaya göre Non-Hodgkin
lenfoma da daha az sık olup,prognostik olarak önemli
değildir.
Non-Hodgkin Lenfomalar “Favorabl tembel
histolojiler (NLİD,DLKD,NM)” ve “ Unfavorabl-agressiv
hisitilojili (DH,DLKD)” olmak üzere gruplanabilir.Favorable
(olumlu) histoloji hastalarda genellikle yavaş
ilerleyen lenfadetolojili ve %90’ın üzerinde
ilerlemiş evre II ve IV hastalık vardır.
Unfavorable (olumsuz) histolojili hastalarda
genellikle hızlı ilerleyicili lenfaadenopati
olmasına karşın %30-45 ‘i evre I veya II
hastalıklıdır.
Lenfoblastik Lenfoma: Be lenfoma genelikle T-Cell
orijinlidir ve genç erkekte tipik mediastinal kitle
şeklindedir.Hematolojik,kemik iliği ve merkezi sinir
sistemi tutulumu sıklıkla mevcuttur.
Burkitt Lenfoması: Bu B-Cell Lenfoması sıklıkla
çocuklarda görülür. Afrikalı çocuklarda genellikle
masilla veya alt çenede bir kitle ile sergilenmesine
rağmen,Amerikalılarda sıklıkla yaygın intraabdominal
hastalık olarak görülür.Amerikan tipinde daha az
olmakla beraber Afrika tipinde Ebstein-Barr virüs
antijeni sıklıkla tespit edilebilir.Hastalık sadece
iki gün olan iki katı zamanı ile çok agrasivdir.
EVRELEME
Hodgkin hastalığının aynıdır.Ann Arbor sistemi
kullanılır.
WORK-UP (ARAŞTIRMA
ÇALIŞMALARI)
Hikayesi ve fiziksel değerlendirmeye ek olarak
primer değerlendirme de şunlar içermelidir.:
Labratuvar Çalışmaları: CBC-Tam kan
Sayımı,Sedimantasyon hızı,SGOT,SGPT,Alkalen fosfataz,BUN,Kreatenin,Ürik
Asit
Kemik İyiği Biopsisi: Favorable (olumlu)
lenfomalarda tek bir biopsi ile numüneleme hatası
%10-15 olacağından Bileteral iliak kanat
biopsilerine ihtiyaç vardır.
DİĞERLERİ
IVP,Retroperitoneal büyük lenfadenopati
bulunduğunda .Üstgastrointestinal ince bağırsak
dahil eğer Waldeyer halkası tutulmuşsa.Çünkü
hastaların %10 unda birlikte tutulum
olabilir.Karaciğer biopsisi :Evre III hastalarda
eğer hepatik yayılım tedaviyi değiştirecekse
uygulanır.Serebro Spinal Mayii değerlendirilmesi:Pediatrik
,indifransiye ve lenfoblastik
lenfomalarda ,direkt Coombs Testi: Özellikle
anemini hastalarda yapılmalı,çünkü NHL’larda
otoimmün homolitik anemi görülebilir.
Stagini Taparotomy: Tedavi kararını nadiren
etkilediği için vakaların çoğunda endike değildir.
Özellikle laporatomiden genellikle kaçınılmalıdır.
Çünkü yukarıda sıralanan sınırlamalar ,özel
lenfanjiografiye ek olarak CT veya CT olmaksızın
,kemik iliği biopsisi ve karaciğer biyopsisi sadece
olguların %10’unda yalnış negatif çıkması nedeniyle
evrelemede oldukça doğru sonuç alınır.
TEDAVİ VE SONUÇLAR
Radyoterapi Non-Hodgkin lenfomalı hastaların
bazılarında küratif bir potansiyele
sahiptir.Özellikle erken hastalıkta bu
geçerlidir.2500-3500 rad lık bir dozda difüz
histiositik lenfoma dışında hepsinde %90’ın üzerinde
bir derecede lokal kontrol sağlanır.
Diffüz histiositik lenfomalılarda
radyoterapistlerin çoğu daha yüksek dozlar
(4500-5000 rad )’ı lokal kontrol için kullanırlar.
TEK ALAN VE
KOMBİNASYON KEMOTERAPİSİ
Non-Hodgkin lenfomaların tedavisinde geniş
şekilde kullanılır.Kombinasyon kemoterapi rejimleri
çok çeşitlidir.Bunlardan en çok bilinen birkaçı MOPP,C-MOPP
(Sitoksan,Vincristin,Prednizon) ve CHOP (Sitoksan ,Doxorubicin,Vincristin,Prednizon).
Kombinasyon kemoterapisi ilerlemiş evrelerdeki Difüz
histiositik lenfomalı hastalarda küratif bir
potansiyel taşır.
KOMBİNE MODALİTE
Tutulmuş alan veya genişletilmiş alan
irradyasyonun kemoterapi ile kullanımının
yaklaşımının üstünlüğü henüz gösterilmemiştir.Bu
yaklaşım etkin olduğu hastaların idantifiye edilmiş
sub grupları üzerindeki araştırmalar devam
etmektedir.
ERKEN HASTALIK
Genel olarak lokalize hastalık (Evre I ve
Contiquous ve Evre II ) veya lokalize sınır dışı
lenfoma AvreIe sadece radyoterapi ile
tedaviedilebilir.Bunlarda küçük,ortaveya geniş
radyasyon alanı kullanımı arasında sürvi açısından
önemli bir fark yoktur.
FAVORABLE (OLUMLU )
HİSTOLOJİLER
Erken evrede favorable histolojisindeki lenfoma
seyrek görülür ve tedavinin yeterliliği
bakımındanuzun süre takibi gereken yavaş klinik
gidişi vardır.Radyoterapi son derece seçkin
tedavidir ve etkinliği ispatlanmıştır. Radyoterapiyi
takiben nüksüz yaşam 5 yılda %60 iken 10 yılda %50
ye düşür.Nüks genellikle total nodal ışınlamadan
daha dar tedavi verilenlerde görülür.Total lenfatik
ışınlama verildiğinde bunun tersine ekstralenfatik
nüks görülür.Yaklaşık %50 kür oranı ortaya koyan bir
nüks eğrisi düzleşmesi mevcuttur.
UNFAVORABLE
(OLUMSUZ ) HİSTOLOJİ:
Bunların erken evresinde çoğunlukla diffüz
histiositiktir ve hetorejen bir gruptur.Tedavi
sonucunu etkileyebilecek faktörler:Hastalık çıkış
bölgesi ,nodal veya ekstra nodal oluşu hastalığın
büyüklüğü, hastanın yaşı, klinik veya patolojik
evreleme gibi durumları içerir.Genelde radyoterapi
seçkin tedavidir.Ancak erken evre diffüz histiositik
lefoma tedavisinde kemoterapi ilavesi değerli
olabilir.
Mide, kemik veya baş boyun tutulumu hastaların
çoğunluğu radyoterapi tedavi edilebilir.Santral
sinir sistemi tutulumu nadiren kürabl dır.Genellikle
ekstra nodal tutulum ve evre I hastalık daha iyi
sürviye sahiptir.4 tutulum bölgesinden az hastalık
veya 2,5 cm den daha küçük hastalıkta başarısızlık
daha azdır.2.5 cm den daha büyük (bulky) tümörlü 60
yaşın altındaki hastalar 60 yaşın üzerindekilerden
daha iyidir.Lokalize unfavorable lenfomaların küçük
bir bölümünde karın tutulumu laporatomi ortaya
koyabilir.Çünkü klinik ve patolojik evreleme
bütünüyle eşit değildir.Kemoterapinin tekbaşına veya
kombine model tedavisi Evre I-II unfavorable
histiloji (Özellikle DHL) malign lenfamalarda
araştırılmaktadır.
İLERİ HASTALIK
(Evre III-Iv)
Favorable Histoloji: İleri evre tembel hastalıkta
tedavi yaklaşımı sadece palyatiftir. Asemptomatik
hastalık palyatif tedavi gerekinceye kadar ortalama
3 yıl katip edilebilir. Bunlarda ortalma sürvi 10
yıldır.Semptomatik hastalar tek alkatyting ilaca
cevap verir, %50-60 tam cevap vardır.Bu cevap
kombine kemoterapide %70, tüm vücut ışınlamasında
%60 tır.Tedavi palyatif olduğudan bilinçsiz şekilde
devam edilmemesi önemlidir.Ancak tam remisyon elde
edildiğinde kesilebilir.
Tedavinin şekli tüm vücut ışınlamasıdır.Haftada 2
defa 15 rad olarak 75 Rad uygulanır,bunu takiben
platelet sayısını düseltmeyi sağlamak için tedaviye
ara verildikten sonra total doz 150 rad ‘a
tamamlanmak üzere ışınlama tekrarlanabilir.
UNFAVORABLE
HİSTOLOJİSİ:
Sistemik kombinasyon kemoterapisinin Evre II-Iv
diffüz histiositik lenfomada hastalarda küratif
potansiyel olduğu idda edilir.%40-60 tam remisyon
oranının 2-5 yıl destekle oluştuğu
bildirilmiştir.Kemoterapi ve radyoterapi birlikt
kullanılarak yapılan kombine tedavi sonuçları Evre
III hastalıkla hastaların sürvisinde iyileşme
sağlayabilir.
DİĞERLERİ:
Burkit Lenfoma: Tedavi primer olarak sistemik
kemoterapidir.Cerrahi geniş intraabdominal
hastalıkta debulking (küçültme) de faydalı
olabilir.Radyoterapi sık sık proflaktik kranial
tedavi için kullanılır ve büyük tümör bölgesinde
pekiştirme tedavisi olarakta faydalı
olmaktadır.Hastaların hidrate edilmesi ve
allopurimal’ün kemoterapiye başlamadan verilmesi çok
önemlidir.Çünkü tümörün hızlı cevabı nedniyle ürik
asit nefropatisi ve metobolik dengesizlik özellikle
hiperkalsemi ortaya çıkarabilir.
LYMFOBLASTİK LENFOMA:
Bu lenfomalar bir T-Cell lösemi gibi multi ajan
kemoterapi ,intratekal metotrexate ve kranial
ışınlama ile tedavi edilmelidir.
SOLİTER PLAZMOSİTOM
Soliter plazma hücreli tümörler ,myelomaların
%10’undan daha azı oluşturur.Bunlar genillikle
myelomaların erken evresinde kemikte görülür.Eğer
uzun sürede yeterli derecede takip edilirse büyük
çoğunluğunun ilerleyerek multiple myelomaya
dönüştüğü görülür.Bunun tersine soliter ekstra
medüller plazmastomlar sıkılıkta gerçekten
lokalizedirler ve 4500 5000 rad lokal radyoterapi
verilirse yaklaşık hastaların %80’i tedavi
edilebilir.
MULTİPLE MYELOMA
Radyoterapi bu hastalıkta ancak palyatif amaçla
kullanılır.Kemik ağrılarının palyasyonunda lokal
olarak 2000 4000 rad uygulaması etkin olarak
kullanılır.
LÖSEMİLER:
Lösemilerin tedavisi primer olarak kemoterapi ile
yapılır ancak radyoterapi bu hastalıkta bir çok
yerde rol alır.
AKUT LÖSEMİ:
Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL):
Proflaktik karniyal ışınlama:Lökositi başlangıçta
50.000 ‘nin üzerine veya yaşı 2’den küçük 7’den
büyük olanlarda SSS rölapsı başta olmak üzere nüks
açınsından yüksek riskli kabul edilirler.
Diğer Kötü Prognoz Faktörleri: T-Cell ve Ph
Kromozom (+) liği ırk (siyahlarda kötü) ve lenfoma
semptomu (Lenfaadonopati + splenomegali) dir.
İndüksiyon kemoterapisinin tamalanmasından sonra
yüksek riskli hastalarda SSS nüksünü önlemek için
kranyal ışınlama 1800 rad ve intratekal methotraxate
uygulanır.İndüksiyon sonrası kemik iliği remisyona
giren hastalarda (en az %50 sinde ) proflaktik
ışınlama yapılmayanlardan SSS nüksü olur.Radyoterapi
tüm kraniuma,retroorbital bölge ve C2 seviyesine
kadar servikal spine verilir.Tedavi süresince
uygulanması kranyal proflaxide radyoterapivisi
süresince uygulanması kranyal proflaxide radyoterapi
gibi etkin değildir, fakat standart risk gurubu
hastalarda sistemik nüksü önlemede daha iyi
proflaksi sağlayabilir.
TESTİKÜLER IŞINLAMA
Testiküler nüksü tedavi için 1800-2400 rad dozda
ışınlama kullanılır.Hastaların 2 yılda bir rutin
testis biopsisi yapılır.(o idame kemoterapi kesmeden
önce).Eğer biopsi mikroskopik olarak testisinde nüks
olanlarda testis ışınlaması ve yeniden indiksiyon
kemoterapisi gereklidir ve tedavi seyrek olarak
başarılı olur.
Akut Non-Hodgkin-Lymfositik Lösemi (ANLL)
Proflaktik kranyal ışınlama SSS nüksünün önlemede
değerli olabilir.Yaklaşık 1000 rad ‘lık yan: 333x3
rad ‘lık fraksiyone tüm vücut ışınlaması endoxan ile
birlikte kemik iliği aplazisini sağlamak ve GVH
reksiyonuna mani olmak için KİT’den önce kullanılır.
KronikLÖSEMİ :
Kronik Lenfotik Lösemi (KLL)
Alkile edici alaçlara alternatif olarak tüm vücut
ışınlaması düyük fraksiyonlarda ,yani 75-100 rad her
fraksiyonda 15 rad olmak üzere KLL’de tedavi için
kullanılabilir.Hastaların yaklaşık 1/3’ünde tam
remisyona girer.Tüm vücut ışınlamasıyla tedavi
edilen KLL ‘li hastaların ortalama sürvisi yaklaşık
5 yıldır.
Kronik Myloid Lösemi(KML)
Kronik Mlyeloid lösemi alkile edicilerde tedavi
edilir,Özellikle KML’de splenomegaliyi tedavi etmede
ilaçlara alternatif olarak dalak ışınlaması
kullanılır.Sıklıkla obskopal bir etki (Bu
ışınlamanın dışında dokulardaki cevap dolaşan kan
elemanlarında görülür.) 25-50 rad lık günlük birkaç
dozlar dalağı küçültmeye yeterli olabilir,ancak
pansitopeni oluşturmaktan kaçınarak doz düşük
tutulmalıdır.Blastik faz süresince radyasyon
genillikle az değer taşır.
Bunlar,yani olumsuz sonuçlar sadece bu hastalara
mahsus sanılmasın.Klasik tıpta kanserin hiç bir
türünün kalıcı tedavisi yoktur.Bir oyalamacadır
uygulanmaktadır ve bu ağır zehirlerin veya
radyasyonun olumsuz etkileri ile sonunda hasta
maalesef kaybedilmektedir...
lenfomalarda tespit edilmiş ise hiç
zaman geçirmeden Herbalist Saadet'e başvurarak bu
özel ve benzersiz reçetelerini ve destekleyici
bitkisel ilaçlarını mutlaka uygulayınız.%50 nin
üzerinde bir başarı oranı vardır.Klasik tıbbi
tedavilerle bu sorundan kurtulmak ise maalesef
imkansızdır...
Llenfoma kanseri tedavilerimiz 6 ay kadar
sürmektedir.İki ayda bir destekleyici bitkisel
ilacımız değişmektedir.