|
 |
İletişim
Bilgilerimiz
Hebalist saadet
Alternatif Tıp Merkezi
Camiişerif mah.istiklal cad. karataş iş merkezi
kat:1 daire:8
MERSİN/MERKEZ
e-posta & msn:
bilgi@herbalistsaadet.com
Telefon : 0 324 237 45 03 Fax: 0324 238 44 16
Cep: 0537 468 16 27- 0506 228 59 77
herbalist saadete ulaşmak artık çok kolay
bitkisel destekleyici ürünler hakkında bilgi
almak için
Tıklayın |
Dünya Sağlık Örgütü, kalp ve damar
hastalıklarını 1 numaralı insanlık düşmanı ilan
etmiştir!...
Damar duvarında sertleşme ve damarın tıkanması
sonucu çeşitli organlarda kan akımının bozulmasına
yol açan hastalık sürecidir.
Dünyadaki sağlık istatistiklerine bakıldığı zaman,
Türkiye de dahil bugün bir çok ülkede ölüme neden
olan hastalıkların ilk sırasında kalp ve damar
hastalıklarının, ikinci sırada ise kanserin yer
aldığı görülmektedir. Örneğin, Türkiye'de kalp-damar
hastalıklarından ölümler tüm ölümlerin %34'ünü
oluşturmaktadır.
Kalp ve damar hastalıklarının başlıcaları;
koroner kalp hastalığı (kalp krizi ve anjina denilen
göğüsteki ağrı), hipertansiyon (yüksek kan basıncı),
kan pıhtılaşması(kanın aşırı yapışkan olması), felç
(beyindeki bir kan damarının tıkanması ya da
kanaması), periferik vasküler hastalığı (özellikle
bacaklarda kan damarlarının daralması) ve kan
yağlarının yükselmesidir.
Kolesterol, yaşam için gerekli olan mum kıvamında
yağımsı bir maddedir. Kolesterol, beyin, sinirler,
kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak
üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur.
Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks
hormonu), D vitamini ve yağları sindiren safra
asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az
miktarda kolesterol bulunması yeterlidir.
Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa, bu kan
damarlarında birikir ve kan damarlarının
sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol
açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken tek
madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı,
kalsiyum... gibi maddeler de birikir. Toplumda,
arteriyoskleroz için damar sertliği, damar
kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır.
Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp,
beyin, böbrek... gibi organlara kan taşıyarak bu
organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol, hangi
organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar
ortaya çıkar. Örneğin, kalbi besleyen atardamarlarda
(koroner arterler) kolesterol birikimi olursa, göğüs
ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek
damarlarında kolesterol birikimi ise, yüksek
tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.
Kolesterol, yağımsı bir maddedir. Normal koşullarda,
yağ suyun içinde çözünmez. Kolesterol de su
özelliklerini taşıyan kanda normal koşullarda
çözünmez. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması
için karaciğerde bir protein ile birleştirilir. Bu
kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı
verilir.
Yurt Dışından
ithal ettiğimiz bitki özleri, daralmış kalp
damarlarını açmaya yardımcı olur...
Çalışmalarımız içerisinde ithal ettiğimiz bazı
bitki özlerinin kan ve karaciğer yağlarını
incelterek idrarla atılımını sağladığını biliyorduk.
Bunları kolestrol yüksekliği, burger ve karaciğere
bağlı bazı hastalıkların tedavisinde kullanıyorduk.
Bazı vakalardan sonra bu bitki özlerine, kendi
bölgemizdeki bazı bitkilerden çıkarttığımız saf
bitki özlerini de ekleyip diğer bitki özleri ile
birlikte kullanılmasını öneriyoruz bizimki tamamen
tamamlayıcı tıp diye tabir edilen bir
olaydır.Sağlıkta garanti olmayacağını üzerine basa
basa söylüyoruz bu bir tecrübe ve deneyim işidir.
Bizde siz hastalara elimizdeki tecrübelerimizi ve
deneyimlerimizi sunuyoruz.Bizim bir isteğimizde
hastaların piyasadaki kendini herbalist diye
tanıtarak milleti soyma yoluna giden, fahiş fiyatlar
üzerinden bu işi tamamen ticari bir olay haline
getirmiş kişilerden halkımızı korumaktır.
Kullanıldığı tarihten itibaren kalp damar
daralmaları olan kişiler, ikişer aylık dönemler
halinde uygulattığımız bitkisel kürlerimizi 6-8 ay
kullanarak tam sağlık kazandılar. Halen iyileşen
insanların başkalarına söylemesi ile en fazla
bitkisel kür gönderdiğimiz hastalıklar kalp-damar
daralmaları ve buna bağlı gelişen rahatsızlıklardır.
%100 tıkalı olan kalp damarları, kan ve dolayısıyla
ilaç da bu bölgeden geçmediği için elbette
açılamamaktadır. Ancak kapalı damarların yan
dallarındaki kılcal damarlar genişleyip açıldığı
için diğer daralmış damarlar da zaten ilk aydan
itibaren açıldığı için sorun kalmamaktadır. 6-8 ayın
sonunda anjio yapıldığında bu olumlu durum
görülmektedir.
Bu uygulama esnasında, yani 6-8 ay süre ile
sigara, alkol, katı ve hayvani yağlar, kahve, demli
çay ve kola türleri alınmamalıdır.
1- Yüksek Kan
Kolesterolü:
Kolesterol, kalp-damar hastalıklarına yol açan en
büyük nedenlerden biridir. 1984 yılına gelene dek
kolesterolün zararları bilinmekteydi, ama 150 milyon
dolara malolan bir araştırma, önemli bir gerçeği
gözler önüne serdi: Kolesterolün %1 azaltılmasıyla
kalp krizi riskinin %2 azaldığı ortaya kondu. On yıl
süren araştırmalarda, aynı yaş, kilo, sigara
alışkanlığı ve tansiyona sahip erkeklerden
kolesterolü %10 daha düşük olan hastaların kalp
krizine yakalanma şansları %20 düşüyordu. Ulusal
Sağlık Enstitüleri tarafından yapılan bu
araştırmadan sonra başka geniş kapsamlı araştırmalar
da benzer sonuçlar vermiştir: Kolesterolü azaltmak
atheroskleroz ve kalp krizi riskini azaltmaktadır.
Kolesterol nedir? Kolesterol vücudumuzun ihtiyaç
duyduğu, yağ benzeri maddelerdir. Bu maddeler hem
vücut tarafından üretilir; hem de dışardan besin
yoluyla alınır. Kandaki kolesterolün yaklaşık %
85'ini vücut kendi üretir, % 15'ini besinlerden
alırız. Vücudumuzda karaciğer tarafından üretilen
kolesterol; et, tavuk, süt, yumurta gibi hayvansal
ürünlerde bulunur. Aynen insanlarda olduğu gibi
hayvanların da her hücre zarında kolesterol vardır.
Bu yüzden yediğimiz et veya tavuk tamamen yağsız
gözükse dahi, kolesterol etin her yerinde
bulunduğundan, yediğimiz etin kolesterolünü de kendi
bünyemize geçirmiş oluruz. Ne yazık ki, hayvani
gıdalardan aldığımız kolesterolün bir çoğu
fazlalıktır, ve kullanılamayan kolesterol vücutta
birikir; bu da kalp hastalıkları başta, bir çok
hastalığın nedeni olabilir.
Kolesterol yağa benzer bir yapıda olduğundan, yüksek
oranda sudan oluşan kanın içinde tek başına
dolaşamaz. Karaciğerden hücrelere gidip gelebilmek
için taşıyıcılara ihtiyacı vardır. Bu taşıyıcılara
lipoprotein diyoruz. Kolesterolü taşıyan iki tip
taşıyıcı bulunuyor kanımızda : Kötü huylu kolesterol
denilen, düşük yoğunluktaki lipoproteinler (LDL) ve
iyi huylu olanı: yüksek yoğunluktaki lipoproteinler
(HDL).
LDL'ye kötü huylu denmesinin nedeni, karaciğerden
aldığı kolesterolü hücrelere taşırken, bazen damar
çeperlerinde düşürerek, kanda erime özelliği olmayan
bu maddeciklerin birikmesine, plak oluşturmasına
neden olmalarıdır. Oysa HDL, hücrelerdeki fazla
kolesterolü alıp, safraya dönüştürülmek üzere
karaciğere geri taşıma görevini üstlenmiştir. Ayrıca
damarlara yapışmış olan kolesterolü de elektrikli
süpürge gibi çekip alarak temizlemek yine HDL'ye
düşer. Dolayısıyla HDL'mizin yüksek olması
kolesterolün damarlarımıza yaptığı zararı
azaltabilir. Ne yazık ki Türkler üzerinde yapılan
araştırmalarda, bizim HDL düzeylerimizin genetik
olarak düşük olduğu ortaya çıkmıştır. (İdeal
rakamlar kadınlarda <45, erkeklerde <35 mg/dl.dir.)
Hafif bir spor yapmanın, bir kadeh kırmızı şarabın
ve zeytinyağının iyi kolesterolü yükselttiği
ispatlanmıştır. Total kolesterolü yükselten ve
düşüren faktörler ve gıdaları aşağıda inceleyeceğiz.
Kandaki kolesterol düzeyimizi ölçtürdükten sonra,
genellikle aklımızda total kolesterol değeri kalır.
Bu yanlış sayılmaz, ne de olsa total
kolesterolümüzün % 70-90'ı kötü kolesterol yani
LDL'dir. Ama iyi ve kötü kolesterol düzeylerimizi
bilmemiz yararlıdır. LDL'nin 160'ı aşması, tehlike
sinyalleri verir. Koroner kalp hastalığı olanların
LDL'yi 100 mg/dl altında tutması gerekir.
Kolesterolü düşük tutmak için neler yapmalı?
Kalıtımsal faktörlerin dışında, hiç bir etkenin
kandaki kolesterol düzeyini diyet ve fiziksel
hareketlilik kadar etkilemediği defalarca
doğrulanmıştır.
BESLENME:
Genel kural; Besinlerden alınan hayvansal yağ ve
kolesterol miktarını mümkün olduğunca azaltmaktır.
(Balıkyağı hariç)
KAÇINILMASI GEREKENLER
:
Sakatat, katı yağlar, etin yağlı kısımları, kıyma,
hamburger, salam, sosis, sucuk, tavuğun derisi,
kızarmış balık, karides, kalamar, havyar, ahtapot,
midye tava, çedar,kaşar ve krem peynir tipi yağlı
peynirler, yağlı sütle yapılmış tatlılar, poğaça,
açma, kurabiye, çikolata, yağlı kek ve benzerleri,
pasta, krema, kızartmalar, cips, kaymak, yağlı
yoğurt ve mayonez, hazır soslar, hindistan cevizi,
fazla şekerli, tuzlu ve rafine edilmiş gıdalar.
YENİLEBİLENLER:
Tüm sebze ve meyveler, baklagiller (fasulye,
mercimek,nohut, bezelye...), soğan, sarımsak, esmer
ekmek, makarna, çavdar ekmeği, yulaf, mısır gevreği,
bulgur, pirinç, patates, yarım veya yağsız süt,
peynir ve yoğurt; haftada 3-4 yumurta*, yağsız
tarafından dana eti, tavuk, hindi, sıvı
yağlar(tercihen zeytinyağı), ceviz, fındık, badem,
kestane, istiridye, yağsız sütle yapılan muhallebi,
sütlaç gibi tatlılar, ızgara veya buğulama balık
(özellikle kuzeyin yağlı balıkları, somon, ton,
lagos, orfoz...vs.)
*Uzun süre yumurta, çok kolesterol içerdiği için
kısıtlanmaktaydı. Sonradan yapılan araştırmalarda,
kendi kolesterol içeren gıdalardan çok, trans yağ
asitleri taşıyan (yani margarin gibi hidrojene
edilmiş), doymuş yağ içerenlerin daha zararlı olduğu
görüşü önem kazandı.
ÖNEMLİ NOT: Yağlı
balıkları hazırlarken, dışardan yağ eklenmemeli.
Balık yağında iyi kolesterolü artıran, dolayısıyla
total kolesterolü düşüren omega 3 asitleri vardır,
dolayısıyla çok faydalıdır. Ayrıca zeytinyağında da
aynı asitler mevcuttur. Bu yüzden Akdeniz tipi
beslenenlerle, yağlı balık yiyen Eskimolarda hemen
hemen hiç damar rahatsızlıkları görülmemektedir.
Tüm yemekleri, makarna, pilav dahil, mümkün
olduğunca zeytinyağıyla yapmalı. Ayrıca eczaneden
alınan balıkyağı haplarından kullanılabilir.
Doymamış yağlar kolesterolü düşürse de, yağın her
türü kilo aldırdığından çok fazla tüketilmemeli.
Ayrıca yulaf, kepek ve taze sebze meyvenin, soya
ürünleri ve baklagiller gibi lifli gıdaların da
kolesterol düşürmede etkisi büyüktür. Ana mönüyü
bunlar oluşturmalı.
Amerika'da yaşayan ünlü kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz,
"Şifayı Yüreğinde Ara" adlı kitabında,
atherosklerozlu hastalara eti, kaymağı alınmış süt
ve yağı alınmış yoğurt dışında süt ürünlerini
yasaklıyor. Yasak olmayan yağları, saf zeytinyağı ve
günde 2 çorba kaşığı keten tohumu yağı olarak
tanımlıyor. Sebzeler, tahıllar, baklagiller, fasulye
ve tamamen karbonhidratlara dayalı bir beslenme
rejimi öneriyor. Dr. Öz, günümüzde yemekte olduğumuz
sanayi ürünleri gerekli vitamin düzeylerinden yoksun
oldukları için, çok zaman takviye vitaminlere gerek
olacağını ekliyor. (Takviye konusunda kendisi bazı
tavsiyelerde bulunmakla beraber, en uygun seçim ve
dozajlar için uzmanlara danışmanın faydalı olacağını
belirtiyor.) Bu arada, koroner atardamar hastalığı
bulunanların mutlaka homocysteine düzeylerini
kontrol etmeleri gerektiğini ve yüksek bulunduğu
taktirde, folik asit, B6 ve dilaltı B12 takviyesiyle
tedavi edilmelerinin önemini belirtmektedir.
Şayet diyet, kolesterolü düşürmekte yeterli olmazsa,
mutlaka doktor önerisiyle diyetin yanı sıra ilaç
tedavisine de başvurmalı; ama kesinlikle
kolesterolün yüksek seyretmesine müsaade edilmemeli.
2-Yüksek Tansiyon:
Çok sık rastlanan ve çok önemli bir
hastalıktır. Çünkü felç olasılığını artırır; böbrek
hastalıklarına ve daha az olmak kaydıyla kalp
krizlerine yol açabilir. Tansiyon, kanın atardamar
üzerindeki kuvvetidir. İki sayı ile kaydedilir. Kalp
çarptığı andaki basınç yüksek tansiyonu oluşturur,
küçük tansiyon ise, kalbin dinlendiği andaki
kuvvettir. İki kere veya daha fazla yapılan
ölçümlerde, 140/90 mmHg'nin üstünde çıkan rakamlar
yüksek tansiyona işaret eder. Yüksek tansiyonun
zamanla damar sertliğini hızlandırması söz
konusudur.
Yüksek tansiyonda genetik faktörlerin rolü olduğu
sanılıyor. Yaş ve kilo da nedenler arasındadır.
Şişmanlıkla yüksek tansiyon arasında bağlantı olduğu
iyi bilinir. Genelde hasta zayıflayınca, tansiyonu
da düşer ve başka tedaviye gerek kalmaz. Çok tuzlu
ve potasyumdan zayıf gıdalar yemenin tansiyonun
çıkmasına etki ettiği ileri sürülmektedir. Potasyum
kaybını önlemek için, sebzeleri buharda ya da az
suda ve içine tuz koymadan pişirmek gerekmektedir.
Vejetaryenlerin tansiyonu genelde düşüktür. Bunun
nedeni bol sebze tüketmeleri ve bu sayede bol
potasyum almaları olabilir. Tuzun azaltılmasıyla
beraber, yukarda bahsedilen doğru yöntemle yemek
pişirmek, hafif yüksek tansiyonu ilaçsız da tedavi
etmeye yetebilir.
3-Sigara ve Alkol
Kullanımı: Dünyada her yıl 3
milyonun üstünde kişinin sigaranın yol açtığı
hastalıklardan öldüğü bilinmektedir. Bu ölümlerin
dörtte biri kalp hastalıklarından, üçte biri ise
kanserden kaynaklanmaktadır. Sigaranın kalp
hastalığı riskini 20 kat arttırdığı bilinmektedir.
Sigara kalbe çeşitli zararlar vermektedir. Bunlardan
biri damarların içinde plakların birikmesine
yardımcı olmasıdır. Nikotin kalpte ritim bozukluğuna
ve kalbe giden damarlarda büzüşmeye yol açar.
Sigaranın HDL (iyi kolesterol) düzeyini düşürdüğü de
bilinmektedir. Sigara içenler diyetlerindeki yağ
miktarını azaltsalar bile HDL yükselmemekte, ancak
sigara kesilince yükselmeye başlamaktadır. Sigara
içilen evlerde büyüyen çocuklarda da HDL düşüklüğü
gözlenmiştir. Bu çocukların damarları, ne yazıktır
ki diğer akranlarına oranla daha yüksek bir hızla
tıkanmaktadır. (Atheroskleroz bazen çok erken
yaşlarda başlayabilmektedir. Örneğin, Kore Savaşı
sırasında ölen Amerikan askerleri üzerinde yapılan
otopsiler sonucunda, ortalama 20 yaşlarındaki bu
askerlerin dörtte üçünde önemli oranda atheroskleroz
olduğu ortaya çıkmıştır. Bu hastalığın başlangıcının
çocuklukta bile olabildiği, kalp krizi geçiren
hastaların yarısının 65 yaşın altında olduğu
belirtilmektedir.)
Sigara içme, kişilerin beslenme ve metabolizmasını
da etkilemektedir. A ve C vitaminleri ve beta-karoten
düzeyleri düşük çıkan tiryakiler, kanser ve kalp
hastalıklarından korunmada etkili olan bu
vitaminlerden yeterli derecede
yararlanamamaktadırlar.
Sigara genellikle alkolle beraber tüketilir ve
alkolün de bazı hastalıklar açısından risk faktörü
olduğu bilinmektedir. Aşırı alkol tüketiminin kalp
ve damarlar üzerinde kötü etkileri vardır. Bunlar
kalp ritminin bozulması, tansiyonun yükselmesi, kalp
kasının genişlemesi ve zayıflamasıdır. Ayrıca
şişmanlamaya da etkisi vardır.
Kalp dışındaki organlara da zararlı etkileri olan
alkolü azaltmakta büyük faydalar vardır. Az miktarda
alınan alkol, özellikle kırmızı şarap (günde 1-2
kadeh) HDL'yi yükseltmekte, damarda pıhtı oluşumunu
azaltmaktadır.
4-Hareketsizlik:
Çağımızda teknolojik ilerlemelerle, artık her yere
arabayla gidilir olması, binalarda asansör
kullanımı, yaşam kolaylaştıran otomatik makinaların
yaygınlaşması, boş zamanlarımızı daha çok tv veya
bilgisayar başında geçiriyor olmamız gibi nedenlerle
fiziksel aktivitelerimiz bir hayli azaldı. Hele ki
aktivite azlığımız, aşırı yeme ya da yağlı ve
şekerli gıdaları fazla tüketme alışkanlığıyla
birleşince; kalp, şeker ve kanser gibi hastalıkların
artması da kaçınılmaz oldu. Özellikle büyük
kentlerde hareketsizliğin neden olduğu hastalıklara
yakalananların sayısı artmaktadır.
Çağdaş yaşam pek çok kolaylığı beraberinde getirerek
bizi tembelliğe sürüklediği için, bununla baş
etmenin yolu spor yapmaktan geçiyor. Sporun en
önemli etkisi kalp ve damarlar üzerindedir. Spor,
kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını
kolaylaştırır, kilo vermeyi sağlar, iyi kolesterolü
yükseltir, stresle savaşmaya yardım eder. Kalp
sağlığı için mutlaka futbol, basket, koşu gibi
sporlar yapmak gerekmez. Yürüyüş veya bisiklete
binme belki de en idealidir. Her gün bir saat
yürümek vücudu dinç tutmaya yeter. Bunu
yapamayanların için, en azından haftada 3 gün,
tempolu bir yarım saatlik yürüyüş çok büyük fayda
sağlayacaktır.
Önemli Bir Not: Diyabetli hastalarda koroner
rahatsızlıklara yakalanma riski yüksek
düzeylerdedir. Dr. Mehmet Öz, kendi çalıştığı
merkezdeki koroner hastalığı bulunanların %30'unda
diyabet de bulunduğunu belirtiyor. Bu hastalara bol
lifli, düşük proteinli ve kompleks (rafine
edilmemiş) karbonhidratlı bir rejime ek olarak,
günde 200 mg. krom önerdiklerini söylüyor. Krom,
glikozun hücrelere aktarılmasında ensüline işbirliği
eder ve diyabetlilerde yüksek glikoz düzeylerinin
tedavi edilmesine yardımcı olabilir.
Ünlü kalp cerrahı
ve uzmanı Dr. Mehmet Öz 'den Öğütler
Türkiye artık onu çok yakından tanıyor. Yüzlerce
basarili kalp ameliyatının yanı sıra son olarak
"yapay kalp mucizesi"ne de imza attı. Geçen gün Dr.
Öz'ün de içinde bulunduğu ekip, Amerika'da 59
yaşında bir hastaya yapay kalp nakletti. İşte Doktor
Öz'ün hastalarına tavsiye ettiği ilkeler:
1. Sigara içeni ameliyat etmem. Sigarayı bırakmayan
hastayı kesinlikle tedavi etmem. Sigaranın belki de
en büyük düşmanlarından biriyim. Çünkü insani
öldüren bir şey. Hasta kendini öldürmeye karar
verdiyse ben ne diye onun için uğraşayım ki, şifa
bekleyen onca hasta var, enerjimi onlara harcarım.
2. Sevgisiz insanin kalp riski yüksek. İnsanlara
severek kızarım. Herkesin de böyle yapmasını tavsiye
ederim. Çünkü sevgisiz, kötülük düşünen,beddua ve
küfür eden insanin kalp krizi riski ve olum oranı
çok daha yüksek.
3. Dua etmek insani iyileştirir. Ben inançlı
biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim. Bence
duanın, meditasyon, şifa gibi, iyileştirici özelliği
var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua
ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında
müthiş bir etkisi var.
4. Doğu tıbbı çok gerekli. Ben de " klasik " tip
adamıyım ama alternatif yani tamamlayıcı tip
yöntemlerini reddetmiyorum. Akupunktura yüzde 100
inanıyorum. Çinliler bu minnacık iğnelerin sırrını
çözmüş. Ama bu tur tamamlayıcı tedavilerde insanin
istemesi çok önemli. Doğu tıbbında özgür irade on
planda.
5. Hipnoz etmeden ameliyat etmem. Ben ve ekibim
ameliyatlarım öncesinde hipnoz kullanıyoruz. Çünkü
hasta heyecanlanıp kalp krizi geçirebiliyor.
Sakinleştirici verdiğimde de sorunu geçici olarak
çözmüş gibi oluyorum ama kökenine inmediğim için
problem devam ediyor. O nedenle hipnoz yapıp sorunun
kaynağına iniyorum. Hasta daha çabuk sağlığına
kavuşuyor.
6. Her gün aspirin içmeli. Hayatımda ilaç
kullanmadım. Zorda kalmadıkça kimseye de tavsiye
etmem. Ama herkese her gün mutlaka bir aspirin
içmesini salık veriyorum. Ben de içiyorum. Aspirinin
kani sulandırdığını biliyorduk ama simdi yeni
faydalarını da öğreniyoruz. Örneğin,vücuttaki birçok
doku tahrişini önlediğini yeni öğrendik. Aspirin
ömrü uzatıyor.
Sağlıklı Beslenme Dikkat Edilecek Önemli Konular
Çay yerine ıhlamur içilmeli. Günde en fazla iki çay
ya da kahve içebilirsiniz. Fazlası zararlı. Ancak
ıhlamur kesinlikle zararlı değil, dilediğiniz kadar
için.
Sarımsak müthiş bir bitki... Vücudu koruyan
hücreleri destekliyor,tansiyonu düşürüyor.
Sarımsaktan çıkan maddeyi yüksek tansiyonlu kişiye
kullandığımızda, tansiyonu hemen düşüyor. Her gün
birkaç diş sarımsak yenmeli.
Başka bir mucize sebze de ayşekadın fasulye.
Türkiye'de bol üretilen bu sebze bence her öğün,
özellikle de çiğ olarak mutlaka sofrada bulunmalı.
Vücuda müthiş yararlı bir bitki.
Semizotu da içindeki Omega 3 nedeniyle son derece
faydalı. Çiğ yenirse, daha da yararlı. Biz her gün
ailecek öbek öbek çiğ semizotu yiyoruz.
Et yiyecekseniz, yanında mutlaka çiğ domates de
olmalı. Çünkü domatesin içindeki Lcyopin adli
antioksidan, etteki zararlı Omega 6'lari yararlı
hale dönüştürüyor.
Kayısı çok yararlı ancak 1 günde 1 avuçtan fazla
yenmemesi gerekiyor. Karpuz ve kavunda ise ince bir
dilim tercih edilmeli.
Üzüm ve muz, çok yüksek dozda şeker içerdiği için
daha az tüketilmeli.
Her sabah aç karnına içilen bir bardak ılık suyun
ardından bir avuç ceviz çok iyi gelir. Ben her sabah
alıyorum.
Artık sütün de 'Sağlıklı olanı" çok zor bulunuyor.
Hayvanlara verilen hormon ve antibiyotikler süte
karışıyor ve saflığını yok ediyor.
Çocuklara soya sütü içirilmeli. 35 yasin
üzerindekilere sütün içindeki laktoz pek iyi
gelmiyor. Laktozu alınmış süt yerine ise de bol bol
su içilmeli.
Balık hariç, kırmızı etle beyaz et ayni. Çünkü hem
danaya, hemde tavuğa yüksek dozda hormon ve
antibiyotik veriliyor. Et yenecekse, hepsi
yenebilir. Fark etmez!
Beyaz pirinç ve beyaz un son derece zararlı. Çünkü
her ikisi de yanınca şekere dönüşüyor. Yani ha avuç
avuç toz şeker yemişsiniz ya da pilav ya da beyaz
undan yapılan ekmek... Arada fark yok. Pilav ve
ekmek için esmer un ya da esmer pirinci tercih edin.
Lahana zayıflamak için çok ideal. Hazmı zor olduğu
için tıkar ve kalorisi çok düşük.
Şişmanlık en az sigara kadar tehlikeli. Hatta
sigaradan da çok. İdeal kilodan daha düşük kilolu
olan insanlar uzun omurlu oluyor. İdeal rejimler 1
haftada 1 kilo verdiren rejimlerdir. Diğerlerine
aldanmamak lazım. Eğer haftada 1 kilodan fazla
kaybediliyorsa, vücuttan sadece su kaybediliyordur
dikkat!.
Kalp sağlığı için önerileri
Sağlıklı yaşam eğitimindeki yetersizlik, sigara,
hareketsizlik ve yanlış beslenme her yıl on binlerce
kişinin kalp ve damar hastalıkları sebebiyle ölümüne
yol açıyor.
10 Temmuz 2004 — Memorial
Hastanesi KVC Bölüm
Başkanı Prof.Dr.Bingür Sönmez, kalp hastası
olmamak için ve kalp hastası olanlara ve ailelerine
şu tavsiyelerde bulundu.
KALP HASTASI OLMAMAK İÇİN:
1- Diyet - sağlıklı beslenmeye çocuk yaşlarda
başlanacağını unutmayın.
2- Boy - kilo oranına çok dikkat edin.
3- Kadınlar, menopozunuzu mutlaka geciktirin.
4- Fizik aktivitenizi arttırın, tembellik ve aşırı
stresten uzak durun.
5- İş ve meslek konusunda hiçbir zaman beceri ve
olanaklarınızı zorlamayın.
6- Aile hikayenizde varsa, diyabet veya yüksek
tansiyon hastası iseniz 30, değilseniz 40 yaşından
itibaren kan yağlarınızı takibe alın.
7- Aile hikayenizde varsa, diyabet veya yüksek
tansiyon hastası iseniz 30, değilseniz 40 yaşından
itibaren her yıl efor testi yaptırın.
8- Kendinizle, yaşamla, ailenizle, eşinizle,
dostlarınızla barışık olun, A tipi kişiliğiniz varsa
yavaşlayın.
9- Sigara içmeyin.
10- Hastalığınızı, aileniz veya çevrenizle ilgili
sorunlarınızı bir Liyezon Psikiyatri uzmanı ile
görüşün.
KALP HASTASI OLANLAR İÇİN:
1- Sigara içmeyin, sigara içilen ortamda bile
bulunmayın.
2- Düzenli olarak bir kardiyologun kontrolüne girin.
3- Tedaviniz ilaç, balon veya ameliyat olabilir,
hepsinin olumlu, olumsuz yanlarını, uzun dönem
sonuçlarını doktorunuzla tartışın.
4- Abartılmış fizik aktivitelerden kaçının, bir
kardiyak rehabilitasyon programına başlayın.
5- Seks konusunda sevgilinizi değil eşinizi, otel
odasını değil evinizi tercih edin.
6- Devamlı kullanmanız gereken ilaçlarınızı ihmal
etmeyin, özellikle yüksek tansiyon ilaçlarınızın
yedeğini bulundurun.
7- Kan yağlarınızı 3 ayda bir kontrol ettirerek
tahlil raporunda yazan normal sınırının altında
tutun.
8- Kan yağlarınızı kontrol için diyetin yetmediği
durumlarda sürekli ilaç kullanın.
9- Aile ve sosyal yaşamınızı bir kez daha gözden
geçirip hayatınızdaki olumsuzlukları en aza indirin.
10- Hastalığınız için ailenizi ve çevrenizi
suçlamayın, sorunlarınız için bir Liyezon Psikiyatri
uzmanından yardım alın.
KALP HASTASI OLAN AİLELERE:
1- Hiçbir zaman onu hasta olduğu için suçlamayın.
2- Tetkik ve tedavinin her aşamasında onu
destekleyin, teşvik edin.
3- Hastalığın oluşmasında kendinizi de hatalı
buluyorsanız, bunu abartılı şekilde telafi etme
telaşına girmeyin.
4- Onun hastalığını siz hep aklınızda tutun, fakat
ona unutturmaya çalışın.
5- Cinsel konularda olabilecek yetersizlik veya
isteksizliklerde anlayışlı davranın.
6- Diyetinde bir aile programı olması gerektiğini
aklınızda tutun.
7- Eşinizin ilaçlarını ve kontrol günlerini yakından
takip etmenizin ona yaşama sarılma ve güven duygusu
vereceğini unutmayınız.
8- Bu hastalığın ekip çalışmasıyla, yani eş, çocuk,
kardeş, yakın arkadaşla daha kolay yenileceğine
inanın.
9- Eşinize yardımcı olabilmek için sigara içmeyin.
10- Hastanızla iyi bir iletişim kuramıyorsanız bir
Liyezon Psikiyatri uzmanından yardım isteyin.
Kalp krizi riskini azaltmak
için öneriler:
Yaşlılık döneminin daha sağlıklı geçmesini sağlamayı
amaçlayan "anti-aging" tekniğinin Türkiye'deki
uygulayıcılarından Dr. İsmet Turanlı, üzüm çekirdeği
içindeki bir maddenin enfarktüsü önlediğini
belirterek, bu meyvenin çekirdeğiyle yenmesi
gerektiğini söyledi.
Dr. İsmet Turanlı, 50 yaşını aşan kadınlarda ve 60
yaşını aşan erkeklerde bazı tıbbi muayenelerin
yapılması gerektiğini söyledi. Bu kontroller
sonrasında kişiye fiziki durumuna göre jimnastik
programı önerildiğini ve gıda diyeti uygulandığını
anlatan Dr. Turanlı, yaşlanma çağında birçok
hastalığın ortaya çıkabileceğine dikkati çekti.
Bu hastalıkların erken teşhis edilmesiyle yaşlanma
döneminde ortaya çıkacak şikayetlerin önüne
geçilebileceğini belirten Dr. Turanlı, "Nasıl
ki bir otomobil her yıl bakımdan geçiriliyor ve
böylece yüzlerce kilometre arızasız
kullanılabiliyorsa, insan vücudu da aynı şekilde,
yaşına uygun belirli kontrollerden geçirilince
yaşlanma devrini arızasız geçirebilir'' dedi.

|
HERBALİST
SAADET'E ULAŞMAK İÇİN İLETİŞİM BİLGİLERİ
|
| Adres |
İstiklal caddesi 5204 sokak
Karataş işhanı kat:1 No:7 Mersin/Türkiye |
| İş Tel |
0324 237 45 03 |
| Cep Tel |
0537 468 16 27- 0506 228 59 77 |
| Fax |
0324 238 44 16 |
| E-Posta |
bilgi@herbalistsaadet.com |