İletişim
Bilgilerimiz Hebalist saadet
Alternatif Tıp Merkezi
Camiişerif mah.istiklal cad. karataş iş merkezi
kat:1 daire:8
MERSİN/MERKEZ
e-posta & msn:
bilgi@herbalistsaadet.com
Telefon : 0 324 237 45 03 Fax: 0324 238 44 16
Cep: 0537 468 16 27- 0506 228 59 77
herbalist saadete ulaşmak artık çok kolay
bitkisel destekleyici ürünler hakkında bilgi
almak için
Tıklayın
DİĞER
HASTALIKLAR
HASTALIKLARIN ÖZETLİ TANITIMI (A dan Z ye)
BU BÖLÜMDE OLAN VE OLMAYAN
HASTALIKLARIN PEK ÇOĞUNUN TEDAVİSİ İÇİN HERBALİST
SAADET'E BAŞVURABİLİR VE OLUMLU YANIT VERİLİRSE
DESTEKLEYİCİ BİTKİSEL İLAÇLARI İLE TEDAVİ
OLABİLİRSİNİZ.TEDAVİ OLAMADIĞINIZ SAĞLIK SORUNUNUZ
İÇİN HERBALİST SAADET'E DANIŞINIZ.
Abse :
İçi cerahat dolu şişliklere verilen isimdir.
Vücudun her tarafında ortaya çıkabilir. Nedeni
vücuda giren mikroplardır.
Adale romatizması :
Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından
sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden
olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia,
Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en
kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.
Adenit :
Boyundaki lenf damarlarının şişmesi sonucu meydana
gelen iltihaplı şişliğe adenit denir.
AĞIZ
YARALARI: Ağız yaraları, "basit" ve "derin"
veya "sert kenarlı" yaralar olmak üzere iki grupta
toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan
kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile
çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar
halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve
sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık
ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar
meydana gelebilir.
AĞRILI AYBAŞI HALİ: Tıp
dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hâl,
özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün
görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının
başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve
kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da
kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve
sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit
ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki
kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya
bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar.
Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.
ALTINI ISLATMAK: Tıp
dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen
çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar
sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli
bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa
ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını
ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya
şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle
doktora gitmek gerekir.
ANNE SÜTÜNÜN AZLIĞI:
Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar
yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek
faydalıdır.
ANÜS KAŞINTISI: Anüs
(şerç); yani sindirim kanalının doğru bağırsak
denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde
(oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni
çeşitlidir. Bunlar arasında; kıl kurtları, sümüksü
akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama
(mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar
temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.
AYAK AĞRILARI: Çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin
burkulması, fazla kilo almak veya bazı
hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir
hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj
ve dinlenme çok faydalı olur.
AYAK TERLEMESİ:
Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter
bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır.
Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir
hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de
ayak terlemesine neden olabilir.
AYBAŞI DÜZENSİZLİĞİ:
Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal
olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı
hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir.
Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya
bünye zayıflığı olabilir.
AYBAŞI KANAMASI AZLIĞI:
Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda
7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram
arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir.
Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az
olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla
ilgilidir.
AYBAŞI KANAMASININ GECİKMESİ:
Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması
başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya
karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca
yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de
düşünülebilir.
AYBAŞI KANAMASININ UZUN
SÜRMESİ: Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam
eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde
ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş
olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe
edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak
gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki
reçetelerden arzu edilen uygulanır.
AYBAŞI KANAMASI YOKLUĞU:
Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı
görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir.
Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan
veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir.
Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören
kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları,
beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları
sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan
aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menopozun işareti
olabilir.
BADEMCİK İLTİHABI:
Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit
denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz
renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında
ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut
ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş
ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak
iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp
hastalıklarına neden olabilir.
BARSAK GAZI:
Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak
gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen
bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken
fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur.
BARSAK İLTİHABI:
Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler
veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri
arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim
ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana,
karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı
et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma,
sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar,
alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya
sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt,
patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze
yemekleri.
BARSAK KANAMASI: Önemli
bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın
nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede
kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak
gerekir.
BARSAK SOLUCANLARI:
Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak
yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir.
Genellikle 5 grupta toplanırlar.
- Yuvarlak kurtlar
- Kıl kurtları
- Kamçı kurtları
- Kancalı kurtlar
- Şerit
BALGAM: Sümüksü,
cerahatli veya kanlı görünüşte bir maddedir.
Bronşitin işareti olabilir.
BAŞ AĞRILARI: Baş
ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır.Tedavisi
için ana sorunun bilinmesi gereklidir.
Bu nedenlerin bazıları şöyle sıralanabilir.
- Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan
kaynaklanan baş ağrıları.
- Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan
baş ağrıları
- Ateşli hastalıkların neden olduğu baş ağrıları
- Alkol kullanmanın neden olduğu baş ağrıları
- Kafa bölgesinde meydana gelen, kırık, ezik, çatlak
veya sarsıntılardan kaynaklanan baş ağrıları
- Beyin urlarının neden olduğu baş ağrıları
- Kahve tiryakilerinde kahvesizlikten doğan baş
ağrıları
- Kabızlık çekenlerde görülen baş ağrıları
- Saralılarda görülen baş ağrıları
- Çikolata, sarımsak, lahana, yeşil biber, kuru
yemiş yedikten sonra görülen, alerjik baş ağrıları
- Menenjit hastalığının neden olduğu baş ağrıları
- Fazla miktarda şekerli yiyecek yemekten doğan baş
ağrıları
- Diş hastalıklarının neden olduğu baş ağrıları
- Fazla çalışma ve ruhi çöküntülerin neden olduğu
baş ağrıları
- Beyin damarlarındaki tıkanıklıkların neden olduğu
baş ağrıları gibi sayılabilir. Mutlaka muayene ile
tespit edilmelidir.
BEL GEVŞEKLİĞİ: Cinsel
ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına
verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp
dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla
ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık
havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve
hazmı kolay şeyler yemekle başlanır.
BELSOĞUKLUĞU: Tıp
dilinde gonore denilen bir çeşit zührevi
hastalıktır. Cinsi münasebetle bulaşır. İdrar
yollarında acıma, yanma, şişlik ve akıntı ile
belirir. Akıntı cerahatlıdır. Bu cerehat ellere
bulaşacak ve eller de gözlere sürülecek olursa,
körlüğe neden olabilir. Kadınlarda da, beyazımtırak
cerahatlı akıntı, sık sık idrara gitme, idrar
yaparken ağrı ve yanma ile kendini gösterir. Üreme
organlarında akıntı görüldüğünde, mutlaka tedavi
edilmesi gerekir. Aksi halde kendisinde bel
soğukluğu görülen, bu hastalığı cinsel ilişkide
bulunduğu herkese bulaştırır.
BOĞAZ İLTİHABI: Tıp
dilinde farenjit veya anjin adı verilen bu
hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli
hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit,
alkol veya sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat
etmektir. Mümkün olduğu kadar az konuşmak da
yararlıdır.
CİNSEL SOĞUKLUK: Tam
manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel ilişkiye
gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde
firijidite denir. Nedeni daha çok ruhsaldır.
DÖLYOLU AKINTISI: Halk
arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet
denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli
değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren
bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten
kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi
beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman
kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz
akıntının nedenini bulmak gerekir.
ERGENLİK SİVİLCELERİ:
Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve
karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz
benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler.
İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir.
nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik
sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak,
oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır.
Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda
vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı
terketmek gerekir.
GASTRİT: Midenin iç
yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan
bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de
denir. Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler, fazla
kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar,
acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda
çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin
düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek,
fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer
veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları
veya romatizmadır. Tedaviye başlamadan önce
hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.
Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş
ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi,
dilde beyaz pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine
bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler
özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar.
Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı
doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif
yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz.
Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir.
GEVŞEK PENİS: Erkeklik organının
sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan
kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur.
Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker
hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer
nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı;
kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek,
temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır.
HALSİZLİK: Bazı
kimseler, aşırı yorgunluktan, çalışamamaktan, baş
ağrısından, sırt ağrılarından, hazımsızlıktan veya
huzursuzluktan şikayet ederler. Bu duruma tıp
dilinde debilite veya asteni denir.
HAZIMSIZLIK: Sindirimin
normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek
çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde
ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır
yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya
dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok
miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda
şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık,
yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı
doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir
süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya
çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir.
Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde
halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı
görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve
üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir.
Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır.
Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra
soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile
birkaç galete yenir.
HEMOFİLİ: Kanın normal
sürede pıhtılaşmaması şeklinde kendini gösteren,
erkeklere has bir çeşit kan hastalığıdır. Halk
arasında kanama hastalığı denir. Irsi bir
hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir. Bu hastalığa
tutulanların; az su içmeleri ve limon, portakal,
kiraz veya ahududu yemeleri tavsiye edilir. Ayrıca
vücudun herhangi bir yerinde kanamaya neden
olabilecek davranışlardan da kaçınmaları gerekir.
İDRAR TUTAMAMAK: Bazı
kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama,
hallerinde veya heyecanlandıkları zaman idrarlarını
tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok doğum
yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka
boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış
olmasıdır. Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş
veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar
tutamamaya neden olabilir. Küçük çocuklarda ise,
bağırsak solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir.
İŞTAHSIZLIK: Soğuk
algınlığı, mide rahatsızlıkları, bağırsak
hastalıkları, karaciğer hastalıkları, safra kesesi
hastalıkları, böbrek veya kalp hastalıkları,
kadınlarda aybaşı halleri, isteri, yorgunluk, can
sıkıntısı, iştahsızlık gibi nedenlerden
kaynaklanabilir. Tedaviye yemekleri belirli
saatlerde yemeye alışmakla başlanabilir. Üzücü ve
sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır. Nedeni
bulmak için doktora başvurulur.
KABIZLIK: Tuvalete hiç
çıkmama veya çok seyrek çıkmaya kabızlık, peklik ya
da inkıbaz denir. Tıp dilinde ise konstipasyon adı
verilir. Yeterince sulu şeyler yememe, sinir
bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı, sindirim sistemi
bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık
boğulması, kabızlığı doğuran nedenler arasındadır.
Ayrıca günlerinin büyük bir kısmını oturarak
geçirmek zorunda olanlarla, hamilelerde ve
yaşlılarda görülür. Öncelikle kabızlığa neden olan
hastalığı tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit
etmeden alınacak müsil ilaçları kötü sonuçlar
doğurabilir. Kabız omayı önlemek için, sebze
çorbaları ve yemekleri, mercimek, ıspanak, salata,
balık ve çavdar ekmeği yemek çok faydalıdır. Ayrıca
erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya elma yemek; bol
su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin
kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta,
peynir, beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri
azaltmaları, kahve çay ve sigarayı en az miktara
indirmeleri, alkolü bırakmaları gerekir. Kabızlığı
gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun süre
kullanılması kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle
ilaçları kullanırken tavsiye edilen miktarları
aşmamak gerekir.
KEMİK YUMUŞAMASI:
Kemiklerin zamanla yumuşayıp, kırılabilir hale
gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp dilinde
osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini
eksikliğidir.
MİDE ÜLSERİ: Midenin iç
yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana
gelen yaraya mide ülseri denir.
Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve
iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti,
karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp
hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı
derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay,
kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol
kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre kullanılması
mide ülserini doğuran nedenler arasındadır.
Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık
hissi vardır. Hastanın ağzına, sık sık ekşi su
gelir. Tat alma duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır,
hastanın rengi solmuştur. Karnın üst kısmına
bastırılınca, acıma hissedilir. Bu belirtiler ortaya
çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye
geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru
yayılan şiddetli mide ağrıları başgösterir. Baş
dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile
bir miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük
abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin
ilerlemiş olduğunu gösterir. Mide ülseri, bilhassa
ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici
bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar.
Mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye
başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek
yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye
kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya
gayret sarfetmektir. Sonra tedaviye yardımcı olmak
amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle uymak
gerekir.
- Tedavi süresince istirahat edin
- Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin
- Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını
sağlayın
- Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın
- Diş sağlığına önem verin
- Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek,
tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri
ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin.
ROMATİZMA: Umumiyetle
eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara
romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her
tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma
ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon
dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme
dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük
dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık
romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir.
Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar.
Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve
şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye
varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi
edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya bir başka
hastalığa neden olur.
SAÇLARIN KEPEKLENMESİ:
Kafatası derisi üzerinde meydana gelen gevşek pul
şeklindeki kabuklara kepek denir. Kuru ve yağlı
olmak üzere iki çeşidi vardır. Yağlı sarımtırak
görünüşteki kepeklenmeye, tıp dilinde sebore denir.
Nedeni, derinin en üst kısmında bulunan tabakanın,
ürettiği fazla parçalardır. Bunlar, çoğunlukla
saçlar tarandığı zaman dökülür. Tedavinin ilk şartı;
temizlik ve fazla miktarda unlu şeyler yememektir.
SARA: Bir çeşit sinir
hastalığıdır. Nedeni beynin çalışmasında görülen bir
anormalliktir. Tıp dilinde epilepsi denir. Grand mal
ve petit mal olmak üzere iki çeşidi vardır.
- Grand Mal : Saranın
ağır şekline grand mal denir. Hasta nöbet gelmeden
önce aura denilen bir devre geçirir. Bu sırada da,
nöbetin geleceğini anlar. Bu devrede, kulak
çınlaması, belirli bir yerde ağrı, titreme vardır.
Ne olduğunu anlayamadığı bir koku hisseder. Kısa bir
süre sonra da, şuurunu kaybederek yere düşer.
Vücudunda kuvvetli çırpınmalar başlar. Kol ve
bacakları ritmik bir şekilde kasılıp, gevşer. Ağzı
köpürür, dilini ısırabilir, farkında olmadan küçük
ve büyük tuvaletini koyabilir. Bir süre sonra da
kasılmalar azalır, derin bir soluk alarak sakinleşir
ve kendine gelir.
- Petit Mal :Saranın
hafif şeklidir. Bu çeşit saralıda şuur kaybı görülür
fakat, kasılma ve gevşemeler görülmez. Hatta bazen
çevresindekiler kriz geçirdiğini bile anlamaz.
İlkyardım olarak, kriz geçiren hastanın
yaralanmasını önleyici tedbirler alınır. Dilini
ısırmaması için de temiz bir mendili top yaparak
ağzına koymak faydalıdır.
SİNÜZİT: Çene, alın ve
şakak kemikleri içinde bulunan ve buruna açılan
içleri hava dolu boşlukların, sinüslerin
iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.
Had ve müzmin olmak üzere iki çeşidi vardır. Nedeni
burun iltihabı, nezle, grip, alerji, burundaki şekil
bozuklukları veya buruna kaçan yabancı cisimlerdir.
Hastanın yüzünde zonklayıcı bir ağrı, burnunda
tıkanma, akıntı ve baş ağrısıyla birlikte gelen ateş
görülür.
SİYATİK: Üst bacağın
arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik
siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı,
bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş
ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler
zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi,
hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve
gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir
romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında
kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk
kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya
zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir
iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir.
Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki
yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır.
VARİS: Damarların
büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla
bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta
fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki
kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer
kullanmaktır. Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar
eğri, büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder.
Akşam saatlerinde de ayak bilekleri şişebilir.
Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda veya
uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk,
bacaklarda ağrı, karıncalanma ve dolgunluk
hissedilir.
ZAYIFLIK: Vücut yeterli
derecede beslenmezse, kilo kaybeder. Bu durum, bir
çok müzmin hastalıklarda ve had hastalıkların hemen
hemen hepsinde görülür. Zayıflık, belirli bir
hastalıktan kaynaklanıyorsa, ilk önce onu tedavi
etmek gerekir.Hipertiroid sorunu nedenlerin başında
gelmektedir.Bu sorun nedeni ile metabolizma daima
yüksek çalışmaktadır ve hücrelerin hızlı yakımdan
dolayı sürekli besine gereksinimi varıdır.Bu da
zayıflığa neden olmaktadır.Ancak başka pek çok
nedeni de vardır zayıflığın.
ZİHİN YORGUNLUĞU: Aklın
geçmiş olayları, öğrenilen şeyleri saklayıp, zamanı
gelince şuur üstüne çıkarıp, hatırlaması
kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin geçici
olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir.
ZONA: Göğüs veya
gövdede ya da yüzde ve gözde, çoğunlukla yalnız bir
tarafta olmak üzere görülen ve sinirler boyunca
yakıcı ağrılara, zona veya herpes zoster denir.
Hastalık başladıktan birkaç gün sonra ağrıların
olduğu yerde, bir kırmızılık ve ortasında içi su
dolu küçük kabarcıklar görülür. Bu belirtiler bir
hafta kadar devam eder
HERBALİST SAADET'İN
BİTKİSEL İLAÇ TEDAVİSİ NASIL ETKİ YAPIYOR?
Herbalist Saadet 1994 yılından bu yana her tür
hastalıkta %70 lere varan bir başarı ile
destekleyici tedavi etmektedir.Tıbbi bitkiler,
yoğunlaştırılmış bitki özleri, ekstreleri ve
vitaminden oluşan bu terkipler ikişer aylık 3 dönem
kullanımdan sonra hastanın hayatı kurtulmakta ve
normal yaşamına dönmektedir.Hücre ve kitle bazında
yapılan bu tedavilerin destekleyici bitkisel
ilaçlarının temini için irtibata geçiniz.