İletişim
Bilgilerimiz Hebalist saadet
Alternatif Tıp Merkezi
Camiişerif mah.istiklal cad. karataş iş merkezi
kat:1 daire:8
MERSİN/MERKEZ
e-posta & msn:
bilgi@herbalistsaadet.com
Telefon : 0 324 237 45 03 Fax: 0324 238 44 16
Cep: 0537 468 16 27- 0506 228 59 77
herbalist saadete ulaşmak artık çok kolay
bitkisel destekleyici ürünler hakkında bilgi
almak için
Tıklayın
BİTKİLERİN DÜNYASI
Hepimizin ne olduğunu
çok iyi bildiği "tohum" için şöyle bir soru soralım:
Ağaç kabuğu kadar sert bir kabuk içinde bulunan
tohumla, bir ağaç kabuğunun farkı nedir? Bu tarz
sorular genelde "alışılmadık" sorulardır; çünkü
tohum da, ağaç kabuğu da günlük hayatta birçok
uğraşısı olan insan için önemsiz detaylardır. Birçok
insana göre, etrafta düşünülmesi gereken çok daha
önemli, çok daha gerekli şeyler vardır.
Çevresine sadece yüzeysel gözle bakarak hareket eden
kişilerde bu mantık oldukça yaygındır. Bu insanlar
için, herhangi bir konu hakkında yalnızca
ihtiyaçları karşılayacak kadar detay bilmek
yeterlidir. Bu sığ mantığa göre etrafta olan biten
her şey alışılagelmiş ve sıradandır, herşeyin
mutlaka "bilinen", "alışılmış" bir açıklaması
vardır.
Sinek uçar çünkü
kanatları vardır, ay zaten hep gökyüzündedir. Dünya
uzaydan gelebilecek tehlikelerden korunmaktadır
çünkü atmosfer vardır. Oksijen dengesi de hiç
bozulmaz . İnsan duyar, görür, koku alır…
Oysa bu dar mantığı
bırakıp da etrafındaki olaylara, her şeyle ilk defa
karşılaşan bir kimse gibi, görüşünü sınırlayan
alışkanlık perdesini kaldırarak bakan insan, önünde
çok geniş bir ufkun açıldığını görür. Neden, nasıl,
niçin sorularını daha sık sorarak düşünmeye,
etrafında olan bitenleri bu gözle incelemeye başlar.
Daha önceleri kendisine doyurucu gelen açıklamalar
yetersizleşmeye başlar. Çevrede meydana gelen
olaylarda, canlıların sahip oldukları özelliklerde,
kısacası her şeyde bir olağanüstülük olduğunu
kavramaya başlar.
Düşünmeye başladıkça
alışkanlık, yerini hayrete bırakır. Sonunda her
şeyin sonsuz güç, bilgi ve akıl sahibi bir Yaratıcı
tarafından, üstün ve mükemmel bir şekilde
tasarlanıp, yaratılmış olduğunu görür. İşte o andan
itibaren bu insan, Alemlerin Rabbi olan Allah`ın,
yarattığı tüm canlılar üzerindeki kudret ve
hakimiyetini görebilir.
" Şüphesiz, göklerin
ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda
gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde
yüzen gemilerde, Allah`ın yağdırdığı ve kendisiyle
yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her
canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları
estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş
bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk
için gerçekten ayetler vardır. "(Bakara Suresi, 164)
Bitkilerin varlığı
yeryüzündeki canlılığın devamı için vazgeçilmezdir.
Bu cümlenin taşıdığı önemin tam olarak
kavranabilmesi için şöyle bir soru sormak gerekir:
"İnsan yaşamı için en önemli unsurlar nelerdir?" Bu
sorunun cevabı olarak akla elbetteki oksijen, su,
besin gibi temel ihtiyaç maddeleri gelir. İşte tüm
bu temel maddelerin yeryüzündeki dengesini sağlayan
en önemli faktör yeşil bitkilerdir. Bundan başka
yine yeryüzündeki ısı kontrolünün sağlanması,
atmosferdeki gazların dengesinin korunması gibi,
sadece insanlar için değil bütün canlılar için son
derece büyük önem taşıyan başka dengeler de vardır,
ki bütün bu dengeleri sağlayanlar da yine yeşil
bitkilerdir.
Yeşil bitkilerin
faaliyetleri sadece bunlarla sınırlı değildir.
Bilindiği gibi yeryüzündeki yaşamın ana enerji
kaynağı Güneş`tir. Ancak insanlar ve hayvanlar,
güneş enerjisini doğrudan kullanamazlar, çünkü
bünyelerinde bu enerjiyi olduğu gibi
kullanabilecekleri sistemler yoktur. Bu yüzden güneş
enerjisi de ancak bitkilerin ürettiği besinler
aracılığıyla, kullanılabilir enerji olarak insanlara
ve hayvanlara ulaşır. Hücrelerimiz tarafından
kullanılan enerji hammaddelerinin tümü, gerçekte
bitkiler aracılığıyla bize taşınan güneş
enerjisidir. Örneğin çayımızı yudumlarken aslında
güneş enerjisi yudumlarız, ekmek yerken dişlerimizin
arasında bir miktar güneş enerjisi vardır.
Kaslarımızdaki kuvvetse gerçekte güneş enerjisinin
farklı formundan başka bir şey değildir. Bitkiler
güneş enerjisini bizim için karmaşık işlemler
yaparak bünyelerindeki moleküllere depolamışlardır.
Hayvanlar için de durum insanlardan farklı değildir.
Onlar da bitkilerle beslenir ve bu sayede onların
enerji paketleri haline getirerek depoladıkları
güneş enerjisini kullanırlar.
Bitkilerin kendi
besinlerini kendilerinin üretebilmelerini ve diğer
canlılardan ayrıcalıklı olmalarını sağlayan ise,
hücrelerinde insan ve hayvan hücrelerinden farklı
olarak güneş enerjisini doğrudan kullanabilen
yapıların bulunmasıdır. Bitki hücreleri bu yapıların
yardımıyla, güneşten gelen enerjiyi, insanlar ve
hayvanlar tarafından besin yoluyla alınacak enerjiye
çevirirler ve formülü yapılarında saklı olan çok
özel işlemlerle, besinlere bu enerjiyi depolarlar.
Bu özel işlemlerin tümüne birden fotosentez denir.
Bitki hücresinin
içinde çok farklı bölümler vardır. Her bölüm farklı
kimyasal maddelerden oluşmuştur ve her biri farklı
bir görevi yerine getirmek için özel olarak
tasarlanmıştır. Yanda şematik resmi görülen bitki
hücresinin en önemli özelliği kuşkusuz ki diğer
bütün canlı hücrelerinden farklı olarak kendi
besinini kendisinin üretebilmesidir.
Bitkilerin fotosentez
yapabilmeleri için gerekli olan mekanizma, daha
doğru bir anlatımla minyatür fabrika, bitkilerin
yapraklarında bulunur. Gerekli olan mineralleri ve
su gibi maddeleri taşıyacak son derece özel bir
yapıya sahip olan taşıma sistemi de bitkinin
gövdesinde ve köklerinde mevcuttur. Üreme sistemi
ise her bitki türü için yine özel olarak
tasarlanmıştır.
Bütün bu
mekanizmaların her birinin kendi içlerinde kompleks
yapıları vardır. Ve bu mekanizmalar birbirlerine
bağlı olarak çalışırlar. Biri olmadan diğerleri
fonksiyonlarını yerine getiremezler. Örnek olarak
sadece taşıma sistemi olmayan bir bitkiyi ele
alalım. Böyle bir bitkinin fotosentez yapması
imkansızdır. Çünkü fotosentez yapması için gerekli
olan suyu taşıyacak kanalları yoktur. Bitki besin
üretmeyi başarmış olsa bile bunu gövdenin diğer
bölümlerine taşıyamayacağından bir işe yaramayacak,
bir süre sonra ölecektir.
Bu örnekte olduğu gibi bir bitkide bulunan bütün
sistemlerin kusursuz bir biçimde işlemesi
zorunludur. Oluşacak aksaklıklar ya da mevcut
yapıdaki bir eksiklik bitkinin işlevlerini yerine
getirememesine neden olacak, bu da bitkinin ölümüyle
ve türünün yok olmasıyla sonuçlanacaktır.
İleriki bölümlerde
geniş bir şekilde ele alınacak olan bu yapılar
detaya inilerek incelendiğinde, son derece kompleks
ve kusursuz bir tasarımın ortaya çıktığı
görülecektir. Yeryüzündeki bitki çeşitliliği de göz
önüne alınarak değerlendirildiğinde, bitkilerdeki bu
olağanüstü yapılar daha da dikkat çekici hale
gelecektir.Yeryüzünde 500.000`den fazla bitki çeşidi
bulunmaktadır.1 İşte bütün bu bitki türlerinin her
biri kendi içinde özel tasarımlara ve türlerine özgü
sistemlere sahiptirler. Temel olarak hepsinde aynı
mükemmel sistemler bulunmakla beraber, üreme
sistemleri, savunma mekanizmaları, renk ve desen
açısından benzersiz bir çeşitlilik söz konusudur. Bu
çeşitlilikte değişmeyen tek şey; bitkilerde kurulu
olan genel düzenin işlemesi için bitkideki bütün
parçaların (yaprak ve yapraktaki yapılar, kökler,
taşıma sistemleri, kabuk, saplar) ve daha pek çok
mekanizmanın bir anda ve eksiksiz bir biçimde var
olması gerektiği gerçeğidir.
Günümüzde
bilimadamları böyle sistemler için "indirgenemez
komplekslik" tanımını kullanmaktadırlar. Nasıl ki
bir motor herhangi bir dişlisinin eksik olması
durumunda çalışamaz hale gelirse, aynı şekilde
bitkilerde de tek bir sistemin dahi eksik olması
veya sistemin parçalarının görevlerinden birini
yerine getirmemesi de bu bitkinin ölümüne neden
olur.
İndirgenemez
komplekslik özelliği, bitkinin bütün sistemlerinde
mevcuttur. Aynı anda bulunması gereken kompleks
yapılar ve bu inanılmaz çeşitlilik "bitkilerdeki
mükemmel sistemlerin nasıl ortaya çıktığı" sorusunu
akla getirmektedir.
NOTLAR:
1. Milani, Bradshaw, Biological Science, A molecular
Approach, D.C.Heath and Company, Toronto, s.114
BİTKİLERİN DÜNYASI
Bu sorunun cevabını
bulabilmek için yine sorular sorarak düşünelim.
Bitkilerdeki mekanizmalardan en önemlisi ve en
bilineni olan fotosentez işleminin ve ona bağlı
olarak da taşıma sistemlerinin nasıl ortaya
çıktığını düşünelim.
Yaprakta bulunan
klorofilin içinde yakalanan güneş enerjisi, havadaki
karbondioksiti ve bitkideki suyu çeşitli işlemlerden
geçirerek glikoza (besin) ve oksijene dönüştürmekte
kullanılır. Bu karmaşık işlemlerin
gerçekleştirildiği yer büyük bir fabrika değil,
yanda resmi görülen yaprakta bulunan ve boyutu
milimetrnin binde biri gibi ölçülerle ifade edilen
özel yapılardır.
Her an her yerde
gördüğümüz ağaçlar, çiçekler besin üretebilmek için,
fotosentez gibi hala bazı noktaları çözülememiş bir
olayı gerçekleştirebilecek kadar mükemmel sistemleri
bünyelerinde kendileri oluşturmuş olabilirler mi?
Havadaki gazların içinden karbondioksiti (CO2),
besin yaparken kullanmak üzere bitkiler mi
seçmiştir? Kullanacakları CO2 miktarını kendileri mi
belirlemiştir? Fotosentez için ihtiyaç duydukları
maddeleri topraktan alabilmeleri için gerekli kök
sistemini oluşturan mekanizmayı bitkiler tasarlamış
olabilirler mi? Besin taşımada ayrı, su taşımada
ayrı özellikte borular olacak şekilde bir taşıma
sistemini bitkiler mi meydana getirmişlerdir?
Bu soruları
çoğaltabiliriz. Ancak her sorunun cevabı aynı
noktaya varacaktır. Bitkilerdeki her ayrıntıda ayrı
bir tasarım vardır. Yukarıda bitkilere dair
saydığımız tüm özellikler akıl, bilgi, ölçme ve
değerlendirme gibi kavramlar gerektirdiğinden
bitkiler bu sayılanların hiçbirini kendileri
yapamazlar. Dahası, bitkiler böyle bir bilince de
sahip değildirler.
Bitkilerin nasıl
ortaya çıktığı sorusuna cevap arayan evrim teorisi
savunucuları her zamanki gibi tek çareleri olan "tesadüfler"e
başvurmuşlardır. Tesadüflerle meydana geldiğini öne
sürdükleri bir bitki türünden, yine tesadüflerle
zaman içinde sayısız çeşitlilikte bitkinin ortaya
çıktığını, her türün kendine özgü olan koku, tat,
renk gibi özelliklerinin de yine bu tesadüfler
sonucu ortaya çıktıklarını iddia etmişlerdir. Bu
iddialarına da hiçbir bilimsel kanıt
getirememişlerdir. Bir yosunun nasıl olup da bir
çileğe ya da bir kavak ağacına veya bir gül ağacına
dönüştüğünü evrimciler, tesadüflerin oluşturduğu
şartların bunları farklılaştırması şeklinde
açıklarlar. Oysa bir bitkinin tek bir hücresi dahi
incelendiğinde, zaman içinde küçük değişikliklerle
meydana gelemeyecek kadar kompleks bir sistemin
olduğu görülecektir. İşte bitkilerdeki bu kompleks
sistem ve mekanizmalar evrimci mantıkla ortaya
atılan tesadüf senaryolarını daha en başından kesin
bir biçimde çökertmektedir. Bu durumda ortaya tek
bir sonuç çıkar.
Bitkilerdeki her yapı
özel olarak planlanmıştır, tasarlanmıştır. Bu da
bize bu kusursuz planı yapan üstün bir Aklın
olduğunu gösterir. İşte bu üstün aklın sahibi
Alemlerin Rabbi olan Allah, kusursuz yaratışının
delillerini insanlara göstermektedir. Allah canlılar
üzerindeki hakimiyetini ve benzersiz yaratışını bir
ayette şöyle bildirmektedir:
"Gökleri ve yeri bir
örnek edinmeksizin Yaratandır... İşte Rabbiniz olan
Allah budur. O`ndan başka ilah yoktur.Her şeyin
Yaratıcısıdr,öyleyse O`na kulluk edin.o, her şeyin
üstünde bir vekildir.(Enam Suresi, 101-102)