İletişim
Bilgilerimiz Hebalist saadet
Alternatif Tıp Merkezi
Camiişerif mah.istiklal cad. karataş iş merkezi
kat:1 daire:8
MERSİN/MERKEZ
e-posta & msn:
bilgi@herbalistsaadet.com
Telefon : 0 324 237 45 03 Fax: 0324 238 44 16
Cep: 0537 468 16 27- 0506 228 59 77
herbalist saadete ulaşmak artık çok kolay
bitkisel destekleyici ürünler hakkında bilgi
almak için
Tıklayın
Baharatlar
Anason: Haziran-ağustos
aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm
yüksekliğinde, bir senelik bitkidir. Gövdesi dik,
silindir biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve
üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval
veya kalp biçimindedir. Çiçekler bileşik
şemsiyelerde toplanmışlar- dır. Meyveleri armut
şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sarı
renklidir. Başta Ege bölgesi olmak üzere bütün
Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür
anasonunun vatanının Anadolu olduğu tahmin
edilmektedir. Meyvalarında nişasta, müsilaj, sabit
ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları
bitkinin cinsine ve yetiştiği yerin şartlarına
bağlıdır.
Uçucu yağın % 80-90’ı anetoldür. Anetol, zehir
etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir maddedir.
Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen
anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik
kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının
teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs
yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı,
öksürük ve kalp çarpıntısı rahatsızlıklarında da
etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında baş
ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi
kullananlarda anisizm hastalığına sebeb olur.
Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül
eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için
bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay
olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte
katılarak bir kaç çay kaşığı verilir. Büyükler %
1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir. Kullanılan
kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen
olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur
Çörekotu: Haziran-temmuz ayları
arasında yeşille karışık açık mâvi renkli çiçekler
açan, 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir
bitkidir. Yol kenarları ve bilhassa ekin tarlaları
içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür.
Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri
sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç
yaprakları iki loplu ve bal özü bezleri taşıyan 8
tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu
olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir.
Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika,
Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir. Bitkinin
kullanılan kısımları tohumlarıdır. Tohumları tamâmen
olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur.
Çörekotu tohumlarında uçucu ve sabit yağ, tanen,
şekerler, glikozit bünyeli bir saponin ve
alkaloitler bulunmuştur. Tohumları gaz söktürücü,
uyarıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır.
Güzel kokusu sebebiyle müshil ilâçlarının içine
ilâve edilen iyi bir lezzet ve koku değiştiricidir.
Çörekotunun Anadolu’da bulunan ve aynı şekilde
kullanılan diğer türleri şunlardır:
Şam çörekotu (Nigella damascena): Yaprakları
parçalıdır. Çiçekleri tek ve üst yapraklar
tarafından örtülmüş durumdadır. Parlak mâvi
çiçeklidir.
Kır çörek otu (Nigella arvensis):
10-30 cm yüksekliğinde mâvi çiçeklidir. Yaprakları
sivri parçalıdır. Tohumları kurt düşürücü olarak da
kullanılır.
Defne: 6-18 m yüksekliğinde,
yuvarlak tepeli ve sık dallı bir ağaç veya ağaçtır.
Almaşık sapın iki yanında karşılıklı değil de
aralıklı olarak bir sağda, bir solda bitmiş
yapraklar şeklinde dizilmiş, 7.5-10 cm uzunluğundaki
yapraklar oval biçimli, donuk renkli derimsi ve sert
kenarları da genellikle dalgalıdır. Bitkinin sarımsı
veya yeşilimsi beyaz renkte küçük çiçekleri,
olgunlaştığında rengi koyu mora dönen tek tohumlu,
etli meyveleri vardır. Bitkinin kullanılan kısmı
yaprak ve meyveleridir. Yaprakları uçucu yağ
yönünden zengindir. Baharat olarak kullanılır. Defne
meyvelerinde de uçucu yağ ve diğer yağlar, acı
maddeler bulunur. Meyveleri midevî ve sinir
ağrılarına karşı kullanılır. Meyve yapraklarından
elde edilen yağ cildi tahriş edici merhemlerin içine
konur. Aynı maksat için veteriner hekimlikte de,
bundan başka sabun ve şampuanlara koku vermek için
de kullanılır.
Hardal: 0,2-1,5 m boylarında
beyaz veya sarı çiçekli, yıllık otsu bitkilerdir. 10
kadar türü vardır. Türlerinin çoğu Akdeniz çevresi
memleketlerinde yetişir. Hardalın beyaz hardal otu,
siyah hardal otu, yabanî hardal olmak üzere değişik
türleri vardır.
Siyah hardal otu (Sinapis nigra):
1-1,5 m boyunda, bir yıllık sarı çiçekli otsu bir
bitkidir. Yaprakları saplıdır. Meyveleri 1-3 cm
uzunlukta 2-3 mm genişlikte, sap üzerine yatık,
tüysüz, hemen hemen dört köşeli, kısa sivri uçludur.
Yassı ve köşeli olan meyvelerinde tohumların
bulunduğu yerler şişkindir. Tohumlar kırmızımsı
siyah renktedir. Bitkinin Orta Avrupa, Anadolu ve
İran’da kültürü yapılır. Kullanılan kısımları
tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır.
Bitkinin yaprakları dökülmeye başladığında meyve
salkımları toplanır. Bunlar 15 gün kadar gölgede
kurutulduktan sonra tohumları alınır. Hardal
tohumlarında müsilaj, yağ, sinapin, sinigrin isimli
glikozit ve mirozinaz fermenti vardır. Çok eskiden
beri tıpta kullanılmaktadır. Dâhilen hardal tohumu
unu az dozlarda midevî, yatıştırıcı ve tarçınla
karıştırılırsa iyi bir iştah açıcıdır. Hâricen yakı,
lapa veya banyo hâlinde romatizma ve bronşitte
mevzii tahriş yapmak için kullanılır. Hardal yağı
cildi tahriş eder, onun için sürüldüğü yer kızarır.
Hafif antiseptiktir. Dumanı öksürük ve gözyaşı
getirir. En fazla baharat olarak kullanılır. Deriyi
tahriş edip, kızarttığından iç organlardaki kanı
dışarıya toplar. Zehirlenmelerde kusturucu
etkisinden faydalanılır. Hardal yakıları bir saatten
fazla tutulmamalıdır. Aksi halde yılancığa benzer
büyük şişler meydana gelir. Yakılar ılık suda
ısıtılır. Sıcak su fermentleri tahrip eder. Hardal
yakısı, hardal tozunun kâğıt üzerine yapıştırılması
suretiyle elde olunur. Kullanılacağı zaman ılık suda
ıslatılarak hardallı tarafı deriye gelecek şekilde
kullanılır.
Beyaz hardal otu (Sinapis alba):
Beyaz çiçekli hardal otudur. Vatanı Akdeniz çevresi
memleketleridir. Orta Avrupa ve Kuzey Amerika’da da
kültürü yapılır. Önemli bir yağ bitkisidir. Beyaz
hardal otunun sarı-kırmızı veya beyaz renkteki olgun
tohumlarından hardal yağı elde edilir. Kullanılışı
siyah hardal otu ile aynıdır.
Yabani hardal (Sinapis arvensis):
20-60 cm yüksekliğinde, memleketimizde tarla ve
nadaslarda, yol kenarlarında yetişen bir tarla
otudur.
Hindistancevizi: Srilanka,
Malezya ve Afrika ülkelerinde yetiştirilir. Baharat
olarak kullanılan, bilinen Hindistancevizi
meyvesinden farklıdır. Küçük hindistancevizi olarak
anılır fakat tamâmen farklı olan bir bitkidir.
Tropik bölgelerde (Moluk Adaları) yetişir. Yaz ve
kış yeşil olur. 10 m yüksekliğindedir. Avrupalılar
buna muskatcevizi de derler. Çünkü Avrupa’ya eskiden
Arabistan limanlarından Muskat’tan gönderilirdi.
Tohumları tıpta kullanılır. Meyveleri kapsül
biçimdedir. Her kapsül irice bir tohum ihtivâ eder.
Tohumun içinde “arillus” denilen ağsı bir örtü
vardır. Tohumları ve etli olan aril denilen kısmı
kullanılır. Tohumları miristisin, uçucu yağ, nişasta
ihtivâ eder. Aromatik kokusundan dolayı bâzı
ilaçların bileşimine girer. Sindirim kolaylaştırıcı
ve gaz söktürücü etkisi vardır. Bu sebeple bilhassa
küçük çocuklara verilir. Etli kısmı da aromatik
kokuludur. Yüksek dozları zehirlidir. Türkiye`de
yılda 1500 ton civarında tüketilir. Tatlı ve
pastacılarda yoğun olarak kullanılır.
Karanfil: 10-20 m yüksekliğinde,
yaprak dökmeyen ağaçlardan elde edilir. Vatanı,
tropik Asya (Moluk Adaları, Zengîbar) dır. Karanfil
bildiğimiz süs karanfil çiçeğinden farklıdır. Yaz
kış yeşil kalan yaprakları, meşin gibi serttir.
Çiçekleri pembedir ve kiraz çiçekleri gibi demet
hâlinde bulunurlar. Bu çiçeklerin kurutulmuş
tomurcukları “karanfil” adını alır. Kurutulmuş
tomurcuklar, 10 mm boyunda, çiviye benzer şekilde,
ovaryumu hafif dört köşeli, dört taç ve çanak
yaprağından meydana gelmiş olup, kırmızı-kahverenklidir.
Çiçek sapları da karanfil adıyla satılmakta ise de
ikinci kalite ürün sayılmaktadır. Karanfile koku ve
lezzetini veren “eugenol” adındaki bir uçucu yağdır.
Kurutulmuş tomurcuklar ezilip subuharı
distilasyonuna tâbi tutulursa % 14-20 kadar karanfil
esansı denilen uçucu yağ elde edilir. Bu uçucu yağda
% 80-90 kadar eugenol ve %3 kadar da asetil eugenol
bulunur. Eugenol, hoş kokulu, kuvvetli antiseptik ve
analjezik bir maddedir. Karanfil çok eski çağlardan
beri baharat olarak kullanılmaktadır. Eskiden
saraylarda konuşacak kimseler, nefesleri güzel
koksun diye karanfil kullanırlardı. Tıpta, diş
hekimliğinde, diş tedâvisinde ağrı kesici ve
antiseptik olarak kullanılır. Gaz söktürücü bir
etkisi de vardır. Diş macunlarının terkibine girer.
Pasta ve şekercilikte, parfümeride ve sabun
sanâyiinde kullanılır. Ayrıca eugenol vanilin
eldesinde kullanılan başlıca maddelerden biridir.
Bugün karanfilin en çok yetiştirildiği ve ihraç
edildiği ülkelerin başında Zengibar ve Madagaskar
gelir.
Kekik: Mayıs-eylül ayları
arasında çiçek açan çok yıllık, çok dallı, odunsu ve
küçük çalımsı bir bitkidir. Yol kenarlarında kurak
bölgelerde, bilhassa dağlık yerlerde çok rastlanır.
Tabanda odunlaşmış bir gövdesi, ince dört köşeli ve
kırmızımsı renkli dalları vardır. Yaprakları 1 cm
kadar uzunlukta, oval, sapsız veya kısa saplıdır.
Yapraklarda, uçucu yağ depo eden salgı tüyleri
bulunur. Çiçekler küçük, iki veya çok çiçekli
pembemsi, mor-beyaz veya kırmızı renklerde, dalların
uçlarında küresel durumlar teşkil ederler. Çanak ve
taç yaprakları tüpsü ve lopludur. Anadolu’da oldukça
yayılmış olup, birçok varyeteleri de vardır.
Memleketimizde 37 kekik türü bulunmaktadır. Halk
arasında kekiğe benzeyen mercan köşk veya merzengüş
(origanum) türleri; İstanbul kekiği, İzmir kekiği
gibi adlarla kekik yerine kullanılmaktadır. Kekiğin
sarımsı renkte bir uçucu yağı vardır. Bu yağda
önemli olan ve kokusunu veren thymol bulunur. Kekik,
çay hâlinde mide ağrılarına karşı, dolaşım
uyarıcısı, baharat olarak ve idrar söktürücü olarak
kullanılır. Thymol az dozlarda midevî, balgam
söktürücü, sinir kuvvetlendirici ve boğaz ağrılarına
karşı kullanılır. Yüksek dozlarda ise antiseptik ve
kurt düşürücü olarak verilir.
Kırmızı Pul Biber: Güneydoğu
illerinde, en çok Gaziantep ve ıslahiye`de
üretiliyor. Biberin yüzde 60`ı Islahiye`de üretilir.
Fakat buna Maraş biberi denir. Kırmızı Biber,
kurutulup, taş değirmende kalın bir şekilde
öğütülür. Yıllık 10 bin ton tüketiliyor.
Köfte Baharı: Bu baharat, değişik baharatların
belirli ölçülerde karıştırılıp
öğütülmesinden elde edilen bir karışım. Ana maddesi
kişniş. Karabiber, Tatlı Kırmızı Biber, az miktarda
Karanfil, Defne yaprağı ve Kekik`ten oluşuyor.
Susam: Bir metre boyunda, yağ
veren bir yıllık otsu bir bitkidir. Başlıca
Hindistan, Çin ve Sudan’da yetişir. Bitkinin alt
yaprakları karşılıklı ve loblu, üst yapraklar tam ve
mızrak şeklindedir. Çiçekler beyaz veya pembe olup,
yaprakların koltuğunda salkım durumunda
toplanmışlardır. Meyveleri 2-3 cm boyunda, uzun,
prizmatik ve çok tohumlu bir kapsüldür. Susam,
sıcağı çok sever. Isı miktarı fazla olan yerlerde
tohum verimi ve yağ oranı artar. Orta derecede ağır
ve humuslu topraklarda iyi yetişir. Tohumlarından %
50 civârında yağ elde edilir. Yağı hemen hemen
kokusuz ve soluk renklidir. Yemek yağı olarak
kullanılır. Tedâvide müshil etkilidir. Kabukları
soyulmuş susam tohumlarının ezilmesiyle tahin elde
edilir. Bu da tahin helvası yapımında kullanılır.
Ayrıca susam tohumları simit ve pastaların üzerine
konur.
Sumak: Güneydoğu Anadolu`da
yetişen, çalı gurubundan, bodur bir ağacın
yapraklarının kurutulup toz haline getirilmesiyle
elde edilir. Yaprakları tanen, şekerler ve sarı
renkli boya maddeleri taşırlar. Kabız edici, kan
kesici, antiseptik etkili olup, ayrıca yünlü
kumaşların boyanmasında kullanılır. Boğaz ve diş
etleri hastalıklarında da gargara hâlinde
kullanılır. Sumağın, sarı çiçeklerinin taç
yaprakları ve meyvelerinde oldukça keskin ekşi bir
lezzet vardır. Güneydoğu`ya has "ezme" ve çeşitli
yörelerde yapılan mantı ile birlikte yenilir.
Tarçın: Vatanı Güney ve
Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen aromatik kokulu
ağaçtan elde edilir. Önemli olan iki tür tarçın en
çok kullanılmaktadır.
Çin tarçını (Cinnamamum cassia):
Güneydoğu Çin’de yetiştirilen bir türdür. 10-12 m
yüksekliğinde kışın yapraklarını dökmeyen bir
ağaçtır. Esas ağacın kurutulmuş kabukları
kullanılır. Kabukların dış kısmında mantar tabakası
bulunur ve grimsi renklidir. Kokusu kuvvetli ve
özel, tadı tatlımsı ve yakıcıdır. Tanen ve uçucu yağ
taşır. Baharat olarak kullanılır. Meyveleri de
baharatlı lezzetli ve tarçın kokuludur Tarçın yerine
kullanılır.
Seylan tarçını (Cinnamomum seylanicum):
Kışın yapraklarını dökmeyen küçük bir ağaçtır.
Hindistan ve Doğu Hint Adalarında yetişir. Kabukları
kahverenkli, boru şeklinde iç içe geçmiş ve mantar
tabakası yoktur. Özel kokulu ve tatlımsı baharlı,
lezzetlidir. Tanen ve uçucu yağ taşır. Kabız, gaz
söktürücü ve antiseptik etkisi vardır. Baharat ve
koku verici olarak kullanılır.
Tarçın esansı: Seylan tarçınının
kabuklarından elde edilen bir uçucu yağdır. Kuvvetli
tarçın kokuludur. Gıdâ ve parfümeri sanâyinde koku
verici olarak kullanılır.
Tatlı Toz Biber: Hiç acısı
olmayanı, Geyve`de, Osmangazi civarında üretiliyor.
Tatlı Kırmızı Biberi`in kurutulup öğütülmesiyle elde
ediliyor. Ayrıca, acı olan cinsi ise Karacabey,
Kemalpaşa ve İnegöl`de yetiştiriliyor.
Vanilya: Birçok tropikal
ülkelerde yetiştirilen, tırmanıcı gövdeli
bitkilerdir. Vatanı Meksika, Madagaskar, Java ve
Antillerdir. Bitkinin yaprakları sapsız, yassı ve
etlidir. Meyveleri 15-20 cm uzunlukta, yassı, iki
uca doğru incelmiş, parlak siyahımsı renkli bir
kapsüldür. Kokusu özel ve tadı acıdır. Yeşilken
toplanıp, sonra suda haşlandıktan sonra kurutulan
meyveleri kullanılır. Özel kokulu vanilin maddesi
ancak fermentatif bir kurutma sonucunda meydana
gelmektedir. Vanilin meyveden glikosit ile bağlı
durumdadır. Ancak böyle bir kurutma esnâsındaki
mayalanma ile serbest hâle geçmektedir. Mîde ve
sinir sistemini uyarıcı etkilere sâhiptir. Koku
verici olarak gıdâ sanâyiinde kullanılmaktadır.
Yenibahar: Batı`da "Jameika
Biberi" olarak da bilinir. Başta Jameika olnak
üzere, Maksika ve Malezya`da yetiştirilen Yenibahar,
"Pimento Officinalis" adlı bitkinin, olgunlaşmamış
meyvelerinden elde edilir. Özellikle köftelerde
kullanılıyor. Yılda 500 ton tüketiliyor.
Zencefil:
100 cm boyunda kamış görünüşünde çok yıllık otsu bir
bitkidir. Yapraklar mızrak şeklinde sivri uçlu ve
tarçın kokuludur. Çiçekler sarı renkli ve çoğu bir
arada bulunurlar. Zencefilin vatanı Güney Asya
olmakla berâber Hindistan, Batı Afrika gibi birçok
tropik bölgelerde ekimi yapılır. Memleketimizde
ancak seralarda yetiştirilir. Nemli iklimi ve sulak
yerleri sever. Bitkinin kökleri nişasta, reçine ve
uçucu yağlar taşır. Kökler yassı ve grimsi
renklidir. Kuvvetli kokulu ve biraz acımsı
lezzetlidir. Baharat olarak kullanılır. Zencefil
yağının hazmı kolaylaştırıcı tesiri vardır. Ayrıca
yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkiye sâhiptir.