İletişim
Bilgilerimiz Hebalist saadet
Alternatif Tıp Merkezi
Camiişerif mah.istiklal cad. karataş iş merkezi
kat:1 daire:8
MERSİN/MERKEZ
e-posta & msn:
bilgi@herbalistsaadet.com
Telefon : 0 324 237 45 03 Fax: 0324 238 44 16
Cep: 0537 468 16 27- 0506 228 59 77
herbalist saadete ulaşmak artık çok kolay
bitkisel destekleyici ürünler hakkında bilgi
almak için
Tıklayın
Akciğer Kanseri Nedir?
Kanserler genellikle ilk ortaya
çıktığı dokuya göre adlandırılır. Akciğer kanseri
ilk önce akciğerde başlar. Küçük hücreli akciğer
kanseri akciğer dokularında kanser (habis, kötü
huylu) hücrelerinin bulunduğu bir hastalıktır.
Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük kısmını dolduran
koni şeklinde, süngerimsi yapıda bir çift organdır
(Şekil 1). Akciğerlerin başlıca görevi, vücut
hücrelerinin artık maddesi olan karbondioksiti
vücuttan atmak ve yaşam için temel gereksinim olan
oksijeni vücuda almaktır. Akciğerler başlıca “bronş”
denen hava içeren tüplerden, “alveol” denen hava
keseciklerinden, kan ve akkan (lenf sıvısı)
damarlarından oluşmuştur.
AKCİĞER KANSERİ
KONUSUNU SORU CEVAP ŞEKLİNDE İNCELEYELİM
Akciğer kanserleri sik rastlanan ve önemli bir
hastalık mıdır?
Tüm dünyada erkeklerde ve ayni zamanda dünyanın
bir çok ülkesinde kadınlarda en sik rastlanan kanser
türüdür. Bir çok kanser türünde giderek azalma söz
konusu iken akciğer kanserine rastlanma sıklığı
maalesef giderek artmaktadır. Tüm dünyada erkek ve
kadınlarda halen en öldürücü kanser türüdür. Genel
ölüm nedenleri arasında dünyada ikinci sırada yer
almaktadır.
Akciğer Kanserinin
sebebi nedir?
En iyi bilinen neden sigara içilmesidir. Bazı
mesleklerde çalışma, hava kirliliği, radyasyon,
genetik faktörler, beslenme alışkanlıkları gibi adi
geçen diğer nedenlerin hiç birisi sigara ile
mukayese edilecek kadar önemli değildir.
Ak toprak kanser
yapar mı?
Ülkemizin bazı yörelerinde bulunan ak toprak, gök
toprak olarak bilinen asbest veya zeolit içeren
toprakla temas akciğer kanseri yapmaktadır. Duvar
sıvama ve yer döşeme amaçlı kullanılan ve bebeklerin
altına konan bu toprağın bulunduğu alanlarda
yaşayanlarda akciğer ve akciğeri örten zardan köken
alan kanserlere çok sik rastlanmaktadır.
Akciğer kanseri bir
meslek hastalığı mıdır?
Evet. Bazen akciğer kanseri bir meslek hastalığı
seklinde ortaya çıkar. Örneğin radyolog hekimler ve
diğer radyasyonla çalışanlarda ve asbest sanayiinde
çalışanlarda akciğer kanserleri çok daha fazladır.
Asbest bir ses ve isi yalıtım maddesi olarak
sanayide kullanılmaktadır. Bu iş kollarında (fren ve
balata üretimi, gemi ve uçak sanayii, asbestli tuğla
ve yapı malzemeleri üretimi gibi...) çalışanlarda
akciğer kanserleri bir meslek riski olarak ortaya
çıkmaktadır.
Akciğer kanserinin
sigaradan olduğu kesin mıdır?
Kuskusuz. Sigara ile akciğer kanseri arasındaki
sebep-sonuç ilişkisi doğru orantılıdır.Bir kişi
sigaraya ne kadar erken yasta baslarsa, günde ne
kadar çok sayıda ve ne kadar uzun süre sigara
içerse, içtiği sigaradan ne kadar derin dumanı içine
çekerse akciğer kanseri olma riski o kadar fazladır.
Sigara içmeyen
akciğer kanseri olmaz mı?
Olabilir. Ancak bu, çok daha az rastlanır bir
durumdur. Oysa, sigara içen bir kişinin akciğer
kanseri olma riski içmeyene göre 13 ile 22 kat daha
fazladır.
Akciğer
kanserlerinin hepsi sigaradan mi oluşmaktadır?
Akciğer kanserlerinin %95' inde sebep sigaradır.
Önlenebilir kanser
ne demektir?
Bazı hastalıkların -örneğin genetik hastalıklar
gibi- nedenleri çok iyi bilinmez yada, bilinse bile
bunlardan kaçınmak olası değildir. Oysa diğer bazı
hastalıklar değiştirilebilir çevresel faktörlerle
-mikroorganizmalar, beslenme alışkanlıkları, iş ve
çalışma koşulları, hava kirliliği gibi- ilişkilidir.
Bu faktörler kontrol altına alınabilir ve
değiştirile bilirse hastalık önlenebilmektedir.
Akciğer kanseri
olmamak için ne yapmalıyım?
Akciğer kanserleri sigarayla ortaya çıktığından
önlenebilir kanser türü olarak kabul edilmektedir.
Sigara kullanmamakla bir kişi akciğer kanseri olma
olasılığını çok büyük ölçüde ortadan kaldırmış
olmaktadır.
Akciğer kanseri
irsi midir?
Ailede akciğer kanseri öyküsünün olması sigara
içmemek için en önemli nedenlerden birisidir. Çünkü
akciğer kanserinin ortaya çıkışında genetik
faktörler de rol oynamaktadır. Amcanızın, babanızın,
kardeşinizin akciğer kanserine yakalanmış olması
eğer sigara içiyorsanız sizin için bir erken
uyarıdır. Bu uyarıyı dikkate almazsanız sizin
yakınlarınız da sizin yaşadığınız türden bir acıya
hazırlıklı olmalıdırlar.
Hiç bir şikayetim
yok. Yine de korkmalı mıyım?
Sağlıkla ilgili her hangi bir yakınmanızın
olmaması çok güzel. Ancak, bu yanıltıcı olabilir.
Bazen hastalık uzun süre kendini belli etmeden
ilerleyebilmektedir. Sigara içiyorsanız
korkmalısınız! Gerçekten sizi rahatlatacak bir sözü
söyleyebilecek durumda değiliz.
Üç yıl sigara içip
bıraktım. Kanser olma ihtimalim ne kadar?
Sigaranın kanser yapıcı etkisi uzun yıllar
kullanıldıktan sonra kendini göstermektedir. Sigara
içen bir kişi sigarayı kaç yıl içerse içsin
bıraktıktan sonra akciğer kanseri olma riski giderek
düşmekte ve 5-10 yıl içerisinde hiç içmeyenlerle
ayni oranda risk taşır duruma gelmektedir.
Akciğer kanserinin
belirtileri nelerdir?
Tüm kanserlerde olduğu gibi kilo kaybı,
halsizlik, iştahsızlık yanında; öksürük, balgam
çıkarma, kan tükürme, göğüs ağrısı, nefes darlığı,
hırıltılı solunum gibi akciğerlerle ilişkili
yakınmalar olabilir. Bunlara bazen kanserin diğer
organ ve dokulara yayılmasına bağlı olarak vücudun
değişik alanlarında ağrılar, yutma güçlüğü, bas
ağrısı, görme, denge bilinç bozuklukları vs gibi bir
çok farklı şikayetler eklenebilir.
Bunların hepsinin
birlikte olması gerekli midir?
Hayır. Bazen hiçbirisi bulunmayabilir veya bir
ikisi bulunabilir. Bazen de bu yakınmalar vardır
ancak, hasta akciğer kanseri değildir. Bu
belirtilerin hiç biri kansere özgül değildir.
Ne zaman doktora
gitmeliyim?
Eğer uzun yıllar sigara içiyorsanız, yasiniz 40'
in üzerindeyse ve yukarıdaki yakınmaların biri veya
bir kaçı mevcut ise hekime başvurmanız ve akciğer
kanseri bakımından değerlendirilmeniz önerilir.
Akciğer kanseri
nasıl teşhis edilir?
Yukarıda bahsedilen belirtilere sahip bir kişinin
öncelikle göğüs röntgeninin çekilmesi ve balgam
incelemesinin yapılması ilk adimdir. Bunu
bronkoskopi ve bilgisayarlı tomografiler vd
tetkikler izler.
Bronkoskopi nedir?
Ağız veya burundan ince ve bükülebilir, ışıklı
hortum veya rijit borularla akciğerlerimize kadar
girilip solunum
yollarımızın içten gözlenerek muayenesidir.
Bronkoskopi ne ise
yarar?
Solunum yollarında yerleşmiş hastalıkların
teşhisi ve tedavisi için kullanılan bir yöntemdir.
Hastalığın doğrudan görülebilmesine, hasta alandan
biyopsi vb işlemlerin yapılarak teşhis konulmasına
yarar.
Bronkoskopi sadece
akciğer kanserlerinin teşhisinde mi kullanılır?
Hayır. Solunum sistemini tutan ve bilhassa
solunum yollarında yerleşen bir çok hastalığın
teşhisinde rutin olarak kullanılmaktadır.
Bronkoskopinin
tehlikesi yok mu?
Hayatimiz boyunca attığımız her adımın,
yaptığımız her isin bir riski vardır. Trafiğe
çıkmanın, uçağa binmenin, yüzmenin ve daha
yapageldiğimiz nice işin taşıdığı risk
bronkoskopinin risklerinden az değildir. Bronkoskopi
ve bilhassa bükülebilir cihazlarla yapılan
bronkoskopi güvenli muayene yöntemlerinden
birisidir. Dikkatli çalışıldığı sürece ciddi bir
sorunla karsılaşma olasılıği son derece düşüktür.
Bronkoskopi
sırasında çok acı çekilir mi?
Bronkoskopi öncesinde hastaya anestezi uygulanır.
Yani ağrı, öksürük, bulantı hislerinin uyanmasına
mani olmak üzere solunum yolu boyunca geçici süre
uyuşma sağlayan bir ilaç nefes yoluyla hastaya
verilir. Bu işlem usulüne uygun olarak yapılırsa
hasta ağrı, acı çekmeden bronkoskopi yapılabilir.
Akciğer kanseri bir
kaç çeşit midir?
Akciğer kanserleri farklı hücre tiplerine göre
gruplandırılır. Her türün seyri, tedaviye cevabi,
farklıdır. Tedavi planlanırken kanserin türü de
bilinmelidir. Hastalığın ağırlığı da türüne göre
farklılık gösterebilir.
Bronkoskopi yapılan
kişilerde bazen sonradan kanser çıkıyor mu?
Böyle bir şey asla doğru değildir. Bronkoskopi
yapılan kişilerin bir kısmında zaten kanseri teşhis
için bu işlem yapılmaktadır. Dolayısıyla bronkoskopi
yapılan kişilerin bazısına kanser teşhisi konması
bronkoskopi yapıldığından değildir. Bilakis, kanser
olduğu düşünüldüğünden bronkoskopi yapılmıştır.
Akciğer kanseri
teşhisi konan hastaya ne yapılmalıdır?
Öncelikle kanser olduğu mutlaka biyopsi ile
kesinleştirilmelidir. Sadece muayene veya
röntgenlerine bakarak kanser teşhisi konamaz. Bunu
takiben, kanser tipi belirlenmelidir. Bundan sonra
ise kanserin büyüklüğü, yerleşim yeri, yayıldığı
diğer bölgeler araştırılmalıdır. Bu işlemlere
evreleme diyoruz. Son olarak hastanın direnci,
günlük yaşamını devam ettirirken sahip olduğu
performans tayin edilip, hasta ile konuşarak tedavi
kararı verilmelidir.
Parça almadan
tedaviye başlansa olmaz mi?
Bazı hastalar parça alınmasına (biyopsi) pek
sıcak bakmıyorlar. Oysa, bu yapılmadan kanser
tedavisine başlanamaz. Kanser tedavisinde
kullanılacak yöntemler ve ilaçlar hastaya bir çok
bakımdan riskler getirecektir. Bu riskleri
üstlenmesi için öncelikle kanser teşhisinden ve
tipinden emin olmak gerekir. Rastgele kanser
tedavisi olmaz.
Parça alınınca
kanser yayılır mi?
Usulüne uygun şekilde, deneyimli eller tarafından
yapıldığı sürece böyle bir tehlike söz konusu
değildir.
Akciğer kanserinin
tedavisi var mi?
Tedavi kelimesinin anlamı,sorunun tamamen ortadan
kaldırılması ise akciğer kanserinin de,diğer kanser
türlerinde olduğu gibi kalıcı,tamamen kurtarıcı bir
tedavisi yoktur.Amaç değişik tedavi yöntemleri ile
hastanın ömrünü bir süre uzatmaktır.Akciğer kanserli
hastalarda da hastanın durumuna göre çeşitli tedavi
şekilleri vardır. Ameliyat, radyoterapi (ışın
tedavisi), kemoterapi (ilaç tedavisi) destek
tedavisi ve ismi burada verilmesine gerek olmayan
diğer tedavi yaklaşımları halen uygulanmaktadır.
Bazı kanserlerde klasik tedavi şekilleriyle
kanseri tamamen yok etme şansı akciğer kanserlerine
göre çok daha yüksektir. Ancak, akciğer kanserli
olgularda da az da olsa bu şans vardır.
Akciğer kanserli
hasta eninde sonunda ölür mü?
Hastayı tedavi ederken amacımız onu ölümsüz
kılmak değildir. Buna kimsenin gücü yetmez. Ancak,
hastalığı yok etmek, küçültmek, sınırlamak, sağ
kalımı uzatmak, hastanın yasam kalitesini artırmak
gibi amaçlarımız vardır. Bunlardan hangisine ne
ölçüde ulaşılırsa ulaşılsın tedavi başarılı olmuş
sayılabilir. Şu unutulmamalıdır ki, sadece akciğer
kanserli hastalar için değil, ölüm hepimiz için
kaçınılmazdır. Tüm sağlık çabalarının her konuda ana
amacı,ölümü engellemek değil,insanların sağlıklı
uzun bir ömür sürmesini temin etmek içindir.
Akciğer kanserli
hasta ne kadar yasar?
Çok sık sorulan bu sorunun cevabı maalesef bizde
yoktur. İnsanların yaşamalarına ve ölmelerine karar
vermek hekimlere düşmez. Hekimler kendi yaşamlarının
bile ne zaman ve nasıl sonlanacağını bilemezler.
Ameliyat olmadan
ilaçla tedavi olsam olmaz mi?
Bazı hastalarımız kendilerine ameliyat
önerdiğimizde bu şekilde bir soru soruyorlar. Oysa
biz her hastaya ameliyat olmasını tavsiye etmeyiz.
Ancak, hastanın tedavisi için ameliyat gerekiyorsa,
bunun yerini ilaç veya ışın tedavisiyle doldurmak
mümkün değildir. Ameliyat için uygun bulunan hasta
mutlaka ameliyat olmalıdır.
Hem ameliyat hem de
ilaç tedavisi birlikte uygulanır mi?
Evet. Bazen ameliyat, radyoterapi ve/veya
kemoterapi birlikte uygulanabilir. Bu eş zamanlı da
olabilir. Birbirini takip edecek şekilde de
olabilir.
İlaçla tedavi
süresi ne kadar olmalı?
Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar belirli
aralıklarla tekrarlayacak şekilde (kürler halinde)
verilir. Hastanın ve hastalığın tedaviye cevap
vermesi durumuna göre kürlerin sayısı değişmektedir.
Kanser tedavisinin
yan etkileri nelerdir?
Yan etkiler kullanılan ilaca, ilaç veya isini
uygulama tekniğine, ilaç veya isinin dozuna,
hastanın yaşına ve organ fonksiyonlarına, birlikte
kullanılan diğer ilaç veya tedavilere bağlı olarak
değişir.Gerçek şu ki,kanser tedavilerinde uygulanan
kemoterapik ilaçlar, dozu ayarlanmış olan kimyasal
zehirlerdir.kemoterapi bir zehirleme
yöntemidir.Kanser hücrelerinin zehirlenerek ölmesi
için verilen bu maddeler büyük oranda sağlıklı
hücrelerimizi de öldürmektedir.Bunun sonucunda kan
değerlerinin düşmesi,hormonların iflası gibi
sorunlar elbette çıkmaktadır.Radyoterapi ise adı
üstünde kanserojen bir uygulamadır.Dozu ayarlanmazsa
ölümlere ve felçlere neden olabilmektedir.
Bu şekildeki yan etkiler kanser tedavisi
sırasında sık görülmektedir. Ancak, bunların hepsi
de tedavi tamamlandıktan sonra geri dönüşlüdür. Bazı
ek ilaçlarla bulantı önlenebilir. İshaller,
enfeksiyonlar, radyoterapi alanında cilt yanıkları,
yutma güçlüğü, ağızda yaralar ve akciğerlerde
fibrozis oluşabilir. Bu durumlarla karşılaşmamak
için gerekli önlemler alınmalı ancak, buna rağmen
oluştuğunda ise uygun şekilde tedavi edilmelidir.
Kanserle basa
çıkmak için bu tedaviler dışında nelere dikkat
edilmeli?
Kanser teşhisi çoğu kez hastada bir psikolojik
travmaya yol açmakta ve bunu bazen depresyon
izlemektedir. Hastalığın adının kanser olması her
şeyin bittiği anlamına taşımaz. Kişinin olayı gerçek
boyutlarıyla tanıması, hastalığını, tipini,
ağırlığını öğrenmesi, kendisini bekleyen risklerden
haberdar olması, planlanan tedavi biçimleri hakkında
ve en doğru kararı vermek üzere bilgilenmesi
gereklidir. Bu hekimiyle çok iyi bir ilişki
kurmasını gerektirir. Kanser tanısı aldı diye
kendini sosyal sorumluluk ve çevresinden
dışlamamalı, hastalığı elverdiğince uğraşılarını
sürdürmeli, ancak yeterli
uyku, dengeli beslenme ve stresten uzak kalmaya özen
göstermelidir. Hastada ağrı, öksürük gibi yasam
kalitesini bozan yakınmalar varsa bunlara dönük
tedaviler ihmal edilmemelidir. Tedavi sırasında ve
tedavi sonrasında gerekli kontrollerini zamanında
yaptırmalıdır.
Kanser ağrısını
nasıl kesebiliriz?
Bazen akciğer kanseri çevre dokulara veya uzak
organlara yayılarak şiddetli ağrılar oluşturabilir.
Bu durum hastayı fazlasıyla rahatsız eder ve
bezdirir. Kanserle bas edilemese bile bu ağrının
giderilmesi çok önemlidir. Ancak, ağrıyı gidermek
için bazen doğrudan morfin vb ilaçlar
başlanmaktadır. Gerçi bu ilaçlar kanser ağrısının
tedavisinde kullanılırlar ve çok da etkin
ilaçlardır. Ancak, bu ilaçlara bir süre sonra
tolerans gelişir ve başlangıçtaki etki artık
görülmez olabilir.
Bu nedenle ağrı tedavisinde basamak basamak
ilerlemeli, önce basit ağrı kesicilerle ise
başlanmalıdır. Gereğinde doz artırılarak
kombinasyonlar uygulayarak zaman kazanılmalıdır.
Morfin vb ilaçlar ileri dönemler için rezerv
tutulmalıdır.
Kanser teşhisi
hastaya söylenmeli midir?
Hastaya asla ve hiçbir zaman yalan
söylenmemelidir. Hastanın hastalığı hakkındaki
sorularına doğru cevaplar verilmelidir. Ancak, bütün
doğruları hemen söylemek doğru olmayabilir. Yavaş ve
kademeli olarak bilgi aktarılmalı,
sorun açıklanırken çare ve tedavi biçimi birlikte
anlatılmalıdır. Hastanın yasamla bağı ve iyileşme
umudu sarsılmamalıdır. Kuskusuz,, bu bir üslup
sorunudur. Hastasını önemseyen, acısını paylaşan,
ona zaman ayıran, sabırla dinleyen, onun sorununa
çare arayan, umudunu artıran empatik bir hekim
davranışı iyi bir tedavi kadar belki de akciğer
kanseri için bundan daha önemlidir
KANSER VE BESLENME
Kanserin oluşumunda beslenme alışkanlıklarının
etkisinin % 30 ile 70 arasında değişmekte olduğu
bilinmektedir. Beslenmeye bağlı hangi
alışkanlıkların kanserin oluşumunda desteklediğini
bilirsek ve besin seçimlerimizi bu doğrultuda
yaparsak kanser riskini önleyebiliriz.İşte dikkat
edilmesi gereken noktalar:
Diyetle alınan posa miktarının yetersiz olması
kolon kanseri başta olmak üzere pek çok kanser
türünün oluşumunda önemli bir etkendir.Bu sebeple
diyet posasının kaynağı olan sebze ve
meyvelerin,kuru baklagillerin,kepekli tahıl
ürünlerinin bol miktarda tüketilmesi önemlidir.
Günlük beslenmemizde diyetimizle aldığımız katkı
maddelerinin miktarları ve türleri kanserin
oluşumunda önemli bir etkendir.Etlerin korunmasında
kullanılan nitrit ve nitrat tuzları, doğal veya
sentetik antioksidantlar, renk vericiler, zayıflama
ve diabet diyetlerinde kullanılan yapay
tatlandırıcılar, dikkatli kullanılması gereken katkı
maddeleridir.
Özellikle bulgur,mısır,yer fıstığı ve diğer yağlı
tohumlarda üreyen küfler ve onların toksinleri
kansere neden olabilmektedir.Bu besinlerin
üretiminde neme ve sıcaklığa dikkat
edilmelidir.Tahılların yıkanması,havalandırılması,
güneşletilmesi bir dereceye kadar toksini
azaltmaktadır.
Kızartma,kavurma,tütsüleme gibi bazı pişirme
yöntemleri kanser oluşumuna neden
olabilmektedir.Özellikle protein içeriği yüksek
besinlerin kızartılması veya tütsülenmesi kanserin
öncüsü olan kimyasal bileşiklerin oluşumuna neden
olur.Bu sebeple yiyeceklerimizi hazırlarken en
sağlıklı pişirme yöntemleri olan haşlama,fırında
pişirme veya ızgara tercih edilmelidir.
Alkol ve sigara kanserin oluşumunda önemli iki
etkendir.Bu ürünlerin kullanımları mümkün olduğunca
azaltılmalıdır.
Şişmanlık kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştıran
etkenlerden birisidir.Şişmanlık ile özellikle meme
ve endormetrial kanseri riski artmaktadır, var olan
kolon,prostat, rektum, böbrek ve serviks kanser
türleri daha hızlı gelişmektedir.Bu sebeple vücut
ağırlığının korunması şarttır.
Ayrıca diyetle fazla miktarda alınan hayvansal
kaynaklı protein ve yağın da meme, uterus, kolon
kanseri gibi bazı
kanser türlerinin ortaya çıkmasında önemli bir etken
olduğu bilinmektedir.
Antioksidant vitaminler olarak bilinen A,C ve E
vitaminlerinin yetersiz miktarlarda alınması,
kanserin nedenlerinden birisidir.Çünkü bu vitaminler
kansere neden olan bileşiklerin oluşumunu
engelleyebilmektedir.Bunun yanında riboflavin,kolin,
pantotenik asit,tiamin vitaminleri ile
çinko,selenyum,nikel,iyot, molibden.demir ve
magnezyum minerallerini yeterli miktarlarda alınması
kanserin önlenmesi için gereklidir.
İnek sütünün kanseri engelleyici etkisi de son
bilimsel çalışmalarla ortaya konmaktadır